Sayfalar

17 Ağustos 2014 Pazar

Çince Ne Dinlenir Ki?


Yeni bir dil öğreniyorsan, bana göre en önemli şeylerin başında, kulak aşinalığı gelir. O yüzden ben yaklaşık üç senedir Çince dışında ne adam akıllı şarkı dinlerim nede dizi izlerim. Ee malum etrafımızda ha diyince Çinli birini bulup Çince sohbet edemeyeceğimize göre, iş başa düşüyor. Daha düne kadar Kore dizileriyle yatıp kalkan ben, artık Tayvan dizilerine sardım. Açık konuşmak gerekirse, hiçbir zaman Çin&Tayvan dizilerinin Kore dizileri kadar iyi olduklarını sanmıyorum ama şarkıları için aynı şeyi söyleyemem. Gerçekten kendine bağımlı yapan, dinlemekten gerçekten zevk aldığım Çince şarkılar var. Gelenekselinden tut popülerine kadar gayet başarılı parçalar mevcut. Şimdi sizler için benim şu sıralar sürekli dinlediğim bir iki parçayı paylaşmak istiyorum.Ama şimdiden söyleyeyim hepsini duygusal parçalardan seçtim. İyi dinlemeler :)

胡夏- 同桌的你 

Bu parca su siralar izledigim 回到爱以前 ingilizcesi Dejavu isimli dizide surekli calan bir parca。Ki bana kalirsa tam olarak tercumesi "aşk öncesine dönüş" olmaliydi hahah


王铮亮- 时间都去哪儿了

Bu şarkının sözleri çok güzel ve anlamlı..İnsanı düşündürüyor, eskilere götürüyor. Mesela nakarattan iki cümle; (Kendi çevirim arkadaşlar yanlışlık varsa affola^^)

  • 时间都去哪儿了 Shijian dou qu naer le Tüm zaman nereye akıp gitti? 
  • 还没好好感受年轻就老了 Haimei haohao ganshou nianqing jiu laole Doyamadan gençliğe birden yaşlanıverdik

Son olarak bir tane hareketli kıpır kıpır bir şarkı paylaşayım. Hüzün kaplamasın dört bi' yanınızı. Sevgiler

Devamını Okumak İçin Tıkla

8 Ağustos 2014 Cuma

Pekin Operası


Ucundan köşesinden de olsa eminim çoğumuzun kulağına çalınmıştır Pekin operası. Çin'de bir çok opera var ve bunlar bulundukların yerlerine göre adlandırılırlar genelde mesela Pekin operası, Sichuan operası. Bir kez Sichuan operası yüz çevirme gösterisi izledim inanılmazdı ! Bir saniye içinde yüzündeki maskeyi değiştiriyordu oyuncu. Neyse geri dönersek, Pekin'de oluştuğu içinde Pekin operası olarak adlandırılmıştır. Bizim köy seyirlik oyunları gibi düşünülebilir. Genelde anlatılan hikayelerin konuları aşk, savaş, kahramanlık gibi türler oluştururdu.

Pekin operasının en önemli ve dikkat çeken özelliği yüz makyajlarıdır. Hatta bende oradayken iki kez Pekin operası maske boyama kursuna gitmiştim acayip eğlenceliydi! Oyuncunun suratındaki makyajdan onun iyi mi, kötü mü, soylu mu değil mi, hain mi olup olmadığı herşey anlaşılmaktadır. Misal, siyah renk kişinin dürüstlüğünü, kırmızı renk kişinin sadakatini sembolize eder. Benim en dikkatimi çekense beyaz renk kişinin kurnaz ve sinsi bir kişiliği olduğunu simgelemesiydi. Çinliler kendilerini sarı tenli olarak sayar ve beyaz ten her zaman batıyı temsil etmektedir. Ve o zaman için batılılar Çinlilerin hiç de hoşlanmadığı güvenmediği insanlardı. Merak etmişimdir acaba bununla bir alakası olabilir mi?

Çin'de bulunduğum süre zarfında iki kez canlı olarak Pekin operası izleme fırsatı yakaladım. Nasıldı derseniz.. İtiraf etmeliyim ki ilkin de çok sıkıldım ne anlattıklarını çinliler bile bazen anlamıyor ben artık hal ve tavırlardan ne olup bittiğini anlamaya debelendim.Anlamadığın için müzikte bir süre sonra baş ağrısı yapmaya başlıyor. İkinci gittiğimde oyunda ne anlatılmak istediği az buz anlamıştım o yüzden keyifli geçmişti. Ama kostümlere laf yok çok ilgi çekici! Yabancılar her ne kadar beğenmese de Çinliler çok büyük ilgiyle izliyor. Özellikle yaşlılar!
Son olarak eskiden kadınların oynaması yasak olduğu için kadın rollerini de seslerini incelterek erkekler oynamaktaydı.


Devamını Okumak İçin Tıkla

7 Ağustos 2014 Perşembe

Nereye Kayboldu Bu Blogger?



Uzuuuuun zaman oldu buralara uğramayalı..Bu blogu açarken hiç böyle planlamamıştım, güya buradayken anı anına güncelleyecektim.Yazı yazamadım resim koyarım diyordum. Olmadı, yeri geldi net çok yavaştı sinirlendim kapattım, yeri geldi ben çok meşguldum vakit olmadı. Neyse o zaman yazalım mı şimdi oturmuşken bilgisayarın başına :D
Bitmez gibi gelen bir sene göz açıp kapayıncaya kadar bitti, son bir ayım kaldı Türkiye'ye dönmeme. Dönmek istiyor muyum..Bir yandan ailemin arkadaşlarımın özlemiyle dönmek istiyorum, bir yandan burada hayat çok toz pembe, çok rahat burada kalmak istiyorum...İşte öyle iki arada bir derede saçma duygular içerisindeyim.Nasip..kimbilir belki kaderimizde tekrar gelmek vardır! Yanarım yanarım en çok da buralara kadar gelmişken Kore'ye geçemediğime yanarım yaa! Gerçi yine benim hatam, geldiğimden başlayıp para biriktirseydim şuan uçak bileti vs param elimde olmuş olurdu.
İlk başlarda herşey çok güzel, ayakların havada geziyorsun falan. Sonra bir zaman geliyor bilmiyorum Pekin'in haftanın 5 günü puslu havasından mıdır nedir bazen çok bunalımda hissediyorum.(Bu arada yukarıdaki resim, bisiklet sürerek olimpiyat parkına gitmiştik,sırılsıklam olduk o ayrı) Çok arkadaşım var, misal kampüste yürürken 50 adımda biriyle selamlaşıyorum ama yine de canın sıkkın olduğunda yanında kimse yok..Çinlilerle sohbet ediyosun ama bir yere kadar tat vermiyor..O en yakın arkadaşlarınla yaptığın en saçma sohbetin tadı hiç biyerde yok..İşte o zamanlar anlıyorsun ki Türkiye'ye ufaktan ufaktan dönmenin vakti gelmeye başlamış..
Annemm yaaa nasıl burnumda tütüyor..Kıyamam geçen telefonda konuşuyoruz şu kadar ay şu kadar gün kaldı gelmene diyor..Geri döneyim söz anne sözünden çıkmayacağım, kardeşimle kavga etmeyeceğim, yemek seçmeyeceğim, daha fazla ev işi yapacağım, sabah kahvaltılarına yardım edeceğim..Kısacası ben evimi özledim..! 
Devamını Okumak İçin Tıkla