Sayfalar

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Çinli Çocuklara Olimpiyat İşkencesi


Son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti'nin artan olimpiyat başarıları herkesin dikkatini çekmeyi başardı.Tabiri caizse Çin olimpiyatlardaki madalyalara ambarga koymaya başladı.Altın bronz fark etmeden en az biri onlara gidiyor.Ben onların bu başarılarını çalışmalarındaki "disiplin ve sürekliliğe" bağlıyorum.Çünkü çok küçük yaşlardan itibaren olimpiyat bilinci ile eğitilen çocukların, eğitilme koşulları ve her sporcunun son olimpiyatı olma riski gibi itici faktörler onların canını dişine takarcasına yarışmasına sebep oluyor.Çünkü her sene arkadan bir sürü yeni atlet yarışmalarda boy gösteriyor.O yüzden bir olimpiyata katılan sporcuyu bir ikincisinde görmek pek de mümkün olmuyor.Peki nasıl oluyor da her seferinde yeni yeni, birbirinden yetenekli atletler ortaya çıkarıyor Çin? 
İlk olarak atletizim ve yüzme şampiyonalarında ülkenin onurunun zedelendiği gerekçesiyle Kominist Rejimin yetenekli çocukları toplayıp, bunların olimpiyatlar için eğitilmesiyle başladı. Bunun sonrasında etrafta yetenek avcısı olimpiyat kampları ortaya çıktı.Burada çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren eğitilmeye gerçi buna nasıl eğitim diyebilirsek yetiştirilmeye başlandı.Sonuç mu?Hemen hemen her dalda tuttuğunu koparan çinli atletler.Bakınız geçen gün bayanlar 400 metre bireysel karışık finalinde 16 yaşındaki Ye Shi Wen, 4.28.43'lik derecesiyle dünya ve olimpiyat rekoru kırdı.Sadece 16 yaşında ve olimpiyat rekoru kırdığına inanabiliyor musunuz? Tabii bunun hemen ardından haklı olarak doping şüphesinde bulunuldu.Ancak Ye Shi Wen'in temiz olduğu açıklandı.Eğitilme koşullarını gördükten sonra bende çok olası bulmamıştım bu iddiayı.Ye Shi Wen bir röportajında küçükken okulu bırakıp bu kamplardan birinde büyüdüğünü, hatta bu kamplara o kadar çok rağbet var ki çocukların adları yerine onlara verilen numaralarla tanındığı, kendisininde "Sporcu 137" olarak bilindiğini söylüyor.Dahası suyun altında uzun süre nefesini tutabilmesi içinde vakumlu bir mekanizma içerisinde yüzmeye bile zorlandığını söyledi.Çoğu sporcu tarafından çok canice olduğu düşünülse de halen bu kamplar varlığını sürdürmekte.Bakın o kamplarda çinli çocuklar nasıl eğitimlerden geçiyor.
Şu aşağıdaki hareket benim çok zaman deneyipte bir türlü başaramadığım bir harekettir.Göründüğü kadar kesinlikle kolay değil.Helal olsun çocuğa ne diyeyim..

Hiç birinin gönüllü olarak bu eğitimleri aldığını pek sanmıyorum.Yüzlerindek ifade sanırım herşeyi apaçık anlatıyor..


Bu videoda da canlı olarak görebilirsiniz ağır eğitim koşullarını.Çocukları resmen oyuncak gibi eğip büküyorlar.En üzücüsüde çocukların suratlarındaki korku ve gözyaşı...

Gördüğünüz gibi Çinliler her türlü sportif aktiviteyi çok ciddiye alıyor ve büyük bir titizlikle olimpiyatlara hazırlanıyorlar.Bazı okullarda beden eğitimi dersleri bizdeki matematik derslerinden bile fazla saate sahip.Ancak bizim ülkemizde hep beden eğitimi dersleri en değersiz ders kategorisinde yer almakta.Kendimizden bilmiyor muyuz okuldayken beden eğitimi dersine hep boş ders gözüyle bakmadık mı?Yaptığımız en fazla eşofmanlarımızı giyip sıraya girmek, sağ baştan say kızım ve bitti.Sonra ortaya iki üç top bırakılır, kim ne yaparsa yapsın ! Kimimiz iki dakika voleybol oynardık oda doğru dürüst bir voleybol maçı değil çember yapar iki manşet vurur otururduk.Erkeklerse her zaman ki gibi futbol oynardı.Kimsede bir amaç, gayret yoktu herkes bir an önce kaytarmaya bakardı.Benim okuduğum lise tam teşkilatlı güzel bir liseydi.Yüzme havuzundan tenis kortuna kadar bir çok sahası vardı.İnanır mısınız bir kere tenis oynandığını görmedim :/ Bizim insanımızın futbola olan yakınlığı kadar, çocuğunun sporcu olmasına o kadar karşı."Topçu mu olacan başımıza?" sizede tanıdık geldi mi bu söylem? Umarım spora karşı daha yakın ve ciddi bir duruş sergileyebiliriz.Ve önümüzdeki olimpiyatlarda daha başarılı grafikler çizip, madalya sevincimiz kursağımızda kalmaz..

11 yorum:

  1. çok merak ettiğim bir konuydu bu, sayende aydınlanmış oldum çok teşekkürler ama okurken içim acıdı, bu nasıl bir caniliktir...
    yöntemlerinin işe yaradığı aşikar ama hiçbir şey hırsları uğruna küçücük çocuklara işkence etmelerinin bahanesi olamaz... yazık...
    yazı için tekrar teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim benimde hep aklıma takılmış bahsetmek istediğim bir mevzuydu.Çin hep dediğim gibi inanılmaz bir ülke,çok farklı bir kültür.Bizleri her an şaşırtabilme lüksleri vardır.Bu blogu açma sebeplerimden biride bu ilginçliklerdir.Sırada daha ne tuhaflıklar var :))

      Sil
  2. Düzeltme yaparak başlıyayım. Ye Shiwen'ın rekoru "erkeklerin dahi kıramadığı bir rekor" değildir. Ye Shiwen'ın derecesi 4:28.43 iken, Dünya rekoru 3:55.50'dir. (Rekor Ryan Lochte'ye aittir.) Sadece son 50 metrede Ryan Lochte'den hızlı yüzmüştür. Bu da ikinci olan ABD'li sporcunun antrenörünü kızdırmış ve doping olduğunu iddia etmiştir. Bu iddiaya da Ye Shiwen en güzel cevabı vermiştir zaten. "Çin Halkının Elleri Temizdir." Sonuçta Usain Bolt'a ile dopingli diyenler olmuştu ABD'den :D Her neyse.
    Öncelikle Çin Halk Cumhuriyeti'nin son 5 olimpiyattaki performansına bir göz atalım.
    Londra 2012'de 38 altın, 27 gümüş, 23 bronz,
    Pekin 2008'de 51 altın, 21 gümüş, 28 bronz,
    Atina 2004'de 32 altın, 17 gümüş, 14 bronz,
    Sidney 2000'de 28 altın, 16 gümüş, 15 bronz,
    Atlanta 1996'da 16 altın, 22 gümüş, 12 bronz.
    Burada da görülebileceği gibi Pekin Olimpiyatları hariç Çin, sürekli performansını arttırmış. Şimdi bu tespitten yola çıkarak ve sizin yazdığınız metindeki görüşünüze dayanarak bu "sürekli artan" performansın 2 sebebi olabilir. Birincisi işkencenin şiddeti arttırılmış ve işkence edilen çocuk sayısı arttırılmış, böylece işkence edilecek yeni "yetenekli" çocuklar keşfedilmiş (hiç bir batı medyası Çinlilerin "yetenekli" olabileceklerini düşünmüyor, bu yüzden başarılarının ardında "yetenekten" ziyade başka şeyler arıyor), ikincisi ki daha mantıklı olanı Çin'in olimpik sporlara yaptığı katkı arttırılmış. Şimdi her sporun kendine özgü bir eğitim yöntemi ve antrenman teknikleri vardır. Mesela futbolu ele alalım. Bütün sene 50 üst düzey futbol maçı oynayan bir futbolcu (ki bu maçlardan haftada 2 tane oynanıyor Avrupa'da) bu performansını yazın yüklediği kondisyona borçludur. Yazın kondisyon çalışmasına önem vermeyen takımlar sezon içinde giderek düşen bir performans gösterir, bunun içindir ki sezonun ilk maçları hep zevksiz geçer çünkü takımlar taktik çalışmaz. Bu kondisyon yüklemeleri genelde temmuz ayı boyunca sürer ve günde 3 antrenman yapar futbolcular, sabah, öğlen, akşam. Temmuzda öğlen saati antrenman yapmak herkesi zorlar bu yüzden parası olan takımlar dağlarda kamp yaparken amatör takımlar ya da ufak yaş takımları şehirlerde çalışırlar. Benim arkadaşlarım ufak yaşlardayken böyle antrenman yaparlardı. İzmir'de 40-45 derece sıcakta güneşin alnında bu antrenmanları ben tribünde izlerken bile dayanamazdım ama arkadaşlarım o sıcakta efor sarf ederlerdi. Bana işkence gibi gelirdi bu antrenmanlar ama bunu yapmazlarsa başarılı olamayacaklarını biliyorlardı.
    [1]

    YanıtlaSil
  3. Şimdi konumuza geri dönelim, demek ki olaya nereden baktığımız önemli, Türkiye'de 10 sene boyunca hayatında hiç atletizm antrenmanı yapmayan çocukları öğlen sıcağında pistlerde koşturduk, amaç spor yapmaktı yada atletizme yetenekli gençler keşfetmekti, ne oldu o kızlara? Var mı hatırlayan? Yarısı pistte bayıldı kaldı. Bana göre de böyle bir şey yaptırtmak işkencedir. Olimpiyat dediğimiz olay 4 yılda bir olan ve dünyanın en iyilerinin yarıştığı bir platformdur. Kazananın tarihe geçtiği bir platform hemde. Burada şampiyon olmak için kendinize "işkence" yapmaktan başka çareniz de yoktur. (Phelps'in antrenmanları araştırılabilir) Tamam yetişkin biri bunun bilincinde olabilir ve katlanabilir, ufak çocuklara bunu dayatmak yanlıştır. Ama sporda başarı için bu da kaçınılmazdır. Çin'in bu "olimpiyat kamplarında" ya da bir diğer bbc tabiri ile "madalya kamplarında" ufak yaştaki Çinli çocuklara eziyet ettiğini bende kabul ediyorum bunun sebebi başarı odaklı spor anlayışıdır bunu da kabul ediyorum ama sanırım bu çocuklar cimnastik eğitimi alıyorlar, demek ki cimnastik eğitimi böyle zorlu çalışmalar gerektiriyor. Ben hiç masa tenisçi sporcuların böyle antrenman yaptıklarını sanmıyorum. Masa Tenisi Çin'in tüm branşlarda altını aldığı bir dal biliyorsunuz. Niye bu batı medyası Çinli Masa Tenişçilerinin antrenmanlarını araştırmıyorlar? Çünkü amaçları Çinli başarısının nedenlerini araştırmak değil de ondan. Acaba Türkiye'de cimnastik eğitimleri nasıl yapılıyor? Bir bilen varsa anlatsın bilelim. Mesela Sun Yang. Annesi ve babası voleybolcu. Babası Zhejiang Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde profesör. Tabi ki spor alanında. Bu adamı ailesi ufak yaşlarda yönlendirip spora başlatmış. Adam yüzücü olmuş. Genç yaşlarda Çin'de ve Asya'da şampiyonluklar kazanmış. Çin bu adamdaki cevheri görmüş, adama antrenman yapsın diye, pardon "işkence" olsun diye dünyada yüzme sporunun en gelişmiş olduğu ülkelerden biri olan Avustralya'dan (bakmayın bu olimpiyatlarda böyle olduklarını ABD'yi çalıştıranlarda Avustralyalılardır) hocalar transfer etmiş, adamı göndermiş Avustralya'ya, 2 sene olimpiyat hazırlık sürecinde 1.5 milyon dolara yakın kaynak aktarmış. Şimdi batı medyasının bu olimpiyat kamplarını dramatize ettiğine bakmayın. 11. Dünya Wushu Şampiyonası'nda Çin Wushu Milli Takımının mihmandarıydım. Çinli sporcular otele sabah vardılar. o gün saha hazır olmadığından sahaya gidip antrenman yapamadılar, ama Zhang Genxue (Sanda'da dünyanın en iyi antrenörü ve Sanda'ya yeni teknikler katan adam) otelin ara kat terasında betonun üstünde antrenman yaptırdı sporculara. Uf işkenceye bak ne biçim işkence. Ama 10 sporcusundan 9u altın kazandı. Demek ki spor yapıyorsan kendine işkence edeceksin ya da spora işkence gözü ile bakmayacaksın. Saygılar, bu arada blogunuzu çok fazla beğendim. Takip edeceğim. [2]

    YanıtlaSil
  4. Öncelikle blogumu beğenmenize sevindim.Elimden geldiğince birşeyler karalamaya çalışıyorum :)
    Ye Shi Wen karışıklığında heralde suçlu yapılan yanlış manşetler.Dikkat çekmek amaçlı, okuduğum çoğu yerde aynen o şekilde tabir edilmişti yazılarda.Doğrusunu öğrenmemiz iyi oldu.Dediğiniz gibi emek olmadan ekmek olmaz.Hiç sanmıyorum bizim sporcularımızın bu tarz antrenmanlardan geçtiğini..Başarı getirecekse -ki getirdiği bariz- keşke geçseler..

    YanıtlaSil
  5. aslında olaya şu şekilde baktığımız zaman sonuca daha direkt ulaşabiliriz; spor yapmak sağlık açısından önemlidir, ama bunu biz hep olumlu olarak algılıyoruz, bana göre bu kanı tamamen yanlıştır, spor sağlıklı bir yaşam için yapılmaz. Aksine spor yapanlar daha sağlıksızdır; kafası yarılır, gözü patlar, çenesi kırırlır, ayağı burkulur, lifi kopar, kası ağrır vs. vs. bu tür sonuçlar çeşitli spor dallarının bir sonucu olarak karşımıza çıkmakta.Kısa kesiyorum, Çinli sporcuların büyük başarılara imza atmasını altında yatan temel neden yukarıda bahsi geçen madalya kamplarıdır. Sonuç olarak mevzu bahis spor ise Çinlilerin yönteminde bir yanlışlık yok. Bunu işkence idye adlandırmak da tek kelimeyle "çekememezlik" tir benim gözümde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin deyişinizle spor sağlıksız,bu tarz ağır acılar çekmeden spor olmuyorsa, o zaman sporda bir işkencedir size göre.Ayrıca benim hiç işim yoktu, sırf çinlileri çekemediğimden oturdum bu blogu açtım.Her yazı için saatlerce bazen günlerce uğraştım.Hangi insan vaktini sevmediği birşey için harcar ki?Ben burada ne çinlileri cani göstermeye ne de çekemediğimden egomu burada tatmin etmeye çalışıyorum.Ne görüyorsam, ne düşünüyorsam onu yazıyorum.Bana göre yapılan antrenmanlar o yaştaki çocuklara fazla, bana göre "işkence".Burası benim kişisel blogum, kimseninde "sözcük seçimime" karışmaya hakkı yok...

      Sil
  6. Siz benim yukarıda değindiğim "çekememezlik" kelimesini tamamen kişisel olarak algılamışsınız, halbuki ben olaya sizin şahsınızla ilgili bakmıyorum. Sonuçta siz de (benim gibi), algıladığım kadarıyla, ne Çinlilerin spor yaptığı alanlarda bizzat bulundunuz ne de olaya müdahil oldunuz. Sadece ilginiz gereği belli başlı yöntemler aracılığı ile (medya) olayı takip etmektesiniz ve buna kendi düşüncelerinizi de katarak aktarmak istemişsiniz. Belli ki Çin'e meraklı birisiniz ben de öyle olduğuma göre Çin ile ilgili şeylere de meraklıyım, bu tür kimseler ve onların yazdıkları ilgimi çekiyor.
    Çin hakkında bildikleri "çan,çin,çon" ve "Çinlilerin böcek yemesi" ile sınırlı olan insanların bu yazıyı okuduktan sonra neler düşünebileceği hakkında çok vahim öngörülerim var benim. Zaten ülkemizde Çin'in kötü bir imajı var, insanlar bilgisizce Çin hakkında ileri geri konuşmaktan çekinmiyor, böyle yazılar da daha körükleyici olmaz mı? diye de geçirmiyor değilim içimden, bir güzelleme katkısı yapılarak da sunulabilirdi bu yazı diye de düşünmüyor değilim.
    Benim değindiğim çekememezlik söylemi, medyaya, olimpiyatlarda Çin'den daha iyi olamayan ülkelerin tavırlarına ya da bunu bir rant malzemesi haline getirmeye çalışan kimseler yöneliktir.
    Sporun işkence olduğunu demeye getirmiyorum, yorumumda da bazı örnekler verdim; sporun sağlıklı bir yaşam için uygun olmadığı kanısındayım sadece. Buradan yolca çıktığımızda da sporda başarı elde etmek için bazı fedakarlıklar yapmanın gerekli olduğu kanısına varıyorum ki bu da sağlığa olumsuz yönde etki eden fedakarlıklardır.
    Evet burası sizin kişisel blogunuz ama herkese açık, dolayısı ile yorum yapmak da benim kişisel hakkım oluyor. Onaylamak yine size kalmış. Ben de "kişisel" görüşlerimi belirtmekteyim.

    Şimdi şöyle düşünüyorum; acaba olimpiyatlarda madalya kazanan Çinli sporculara medyanın işkence olarak önümüze sunmaya çalıştığı bu tür koşullardan siz de geçtiniz mi diye sorsak ve evet cevabını alsak, bir diğer soru da şu olsa; "peki şu anda bu konuda ne düşünüyorsunuz? nasıl bir cevap alabiliriz çok merak ediyorum, keşke hiç olmasaydı mı derler, yoksa iyi ki o şartlardan biz de geçmişiz mi derler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogu açmamdaki en büyük sebep insanlara Çin'i elimden geldiğince az buçukta olsa tanıtmak.Ama dediğim, dediğiniz gibi insanların Çin hakkındaki ön yargıları öyle derinlere saplanmış ki, bildikleri yanlışları düzeltmeye kalktıkça başka birşeyle örtüyorlar "bırak ya yılan böcek yiyen adamdan ne hayır gelir" diyorlar.Ama o toz konduramadıkları Japon yada Korelilerinde aynı şeylerden yediklerinden hiç bahsetmiyorlar bile.İnsanlara Çin'i, yada Çinlileri sevdireceğim diye bazı şeylere göz yumup bazı şeyleri de süsleyip ortaya sunmak hiç bana göre değil.Neyse o bana göre.Çinlileri kötüleyecek olsam inanın bu yazı bir hiç kalır..Sizce neden onlardan başlamadım? Daha iyi olmaz mıydı? İnsanların ilgisini çeken bir başlık ve şaşırtıcı bir yazı -ki bir yığın var-.. Siz kendi blogunuzda dileğiniz doğrultuda yazarsınız, bizde okuruz.Ama benim amacım da, doğrultum da bu.. Saygılarımla..
      http://pekinordegi.blogspot.com/2012/06/yeniden-merhabalar.html

      Sil
  7. Saygı bizden, bu doğrultu da hareket ettiğiniz sürece takipçinizim ben. bu doğrultuda hareket etmeseniz de muhalif olmak için takip ederim zaten. Her ne ise, sonuçta aynı amaçlara yönelik uğraşıyoruz. Şunu belirtmeliyim amam; sizi yargıladığımı filan düşünmeyin, böyle bir düşünceniz olmuşsa da muhtemelen bir yanlış anlaşılma mevcuttur, önemli olan bu değil zaten. Dediğim gibi içinde "Çin" kelimesi geçen her şey beni bir şekilde ilgililendiriyor ve müdahil olmakta bir sakınca görmüyorum.
    Biz de bahsi geçen meseleler konusunda insanlara biraz da olsa bir şeyler katabilmek için bazı çalışmalar yapıyoruz, küçük çapta da olsa.
    Bir tanesi bu ; https://twitter.com/tuzhong

    Emeğinize sağlık
    bir tanesi de şu; https://www.facebook.com/zhongguomi

    YanıtlaSil