Sayfalar

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Ne Dinlemeli? Birkaç Öneri^^


Bir dili öğrenmenin, benimsemenin en kolay yolu heralde o dilde birşeyler dinlemektir.Zaten hayatı boyunca bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda Türkçe şarkıyı dinler severim.İngilizce şarkılarla geçmiş olsada ergenliğim, son 4 5 yıldır Kpopla sıkı, az birazda Jpop ile hazır neşir olmuşluğum var.Kpop'u çok severim özellikle dizi ostlarına bayılırım.Hiç dinlemediyseniz eğer, sakın direk bir Kpop parçasıyla başlamayın, kendimden biliyorum bir facia olur :D Önce bir alışmak gerek korece nasıldır, insanları nasıldır neleri sever ? Bunları anladıktan sonra ilk başta yadırgadığınız şeyler hoşunuza gitmeye başlayacaktır.-Tecrübeyle sabittir- 
Vel hasıl kelam, bugün sizin için birkaç parça seçtim.Aşağıdaki şarkılar benim en sevdiğim çince şarkılar arasından bir kaçı.Umarım beğenirsiniz :)
Jackie Chan & Kim Hee Sun - Endless Love (The Myth)
İlk sırayı sizlerinden yakından tanıyacağı Efsane filminin müziklerinden biri olan Jackie Chan ve Kim Hee Sun'un seslendirdiği Endless Love şarkısına verdim.Yarısı çince yarısı korece bir şarkı.


Cyndi Wang - Sticky/Nian nian (Love Keeps Going)
İlk şarkıyla biraz hüzünlendik madem biraz neşelenelim! Ne zaman moralim bozuk olsa, canım sıkılsa şu şarkıyı açmam yeterli! Love Keeps Going dizisinin ostlarından biri.Bir gün LKG dizisinden de bahsedeceğim de ne zaman bakalım :D 
Şarkıyı, dizide başrol oynayan benimde kendisini çok sevdiğim Cyndi Wang söylüyor.Sizcede çok enerjik değil mi? :)


G.E.M - Ai Ni
Bir diğer isim G.E.M -yani Get Everybody Moving- Hong Konglu şarkıcının hemen hemen her şarkısını çok seviyorum.Aşağıda verdiğim parça en yeni çıkanlardan :)

Cindy Yen - Trap
Hhaha bu şarkıyı ablam hiç beğenmesede nedense ben çok seviyorum :D Bilmiyorum belkide dinlediğim ilk çince şarkılardan biri olduğu için olabilir aman neyse ne seviyorum işte ! :)

Yan Yi Dan -Three Inches Heaven ( Startling By Each Step) 
İşte en güzelini, en duygusalını, en buram buram Çin kokanı sona bıraktım.Geleneksel Çin müziğini sevdiğimi söylemiştim, hatta isterseniz ilerde onlardan da bir demet sunabilirim.Aşağıdaki parça Startling By Each Step dizisinin harika soundtracklarından biri.Diziyi felaket merak ettim, bir an önce izlemem gerek! Ben severek dinliyorum bu şarkıları umarım sizde beğenirsiniz.Şimdilik bu kadar, bol resimli yada videolu postları sevmediğimi biliyorsunuz.Kısa kestim o yüzden.Ayrıca bu baya bi bayan ağırlıklı olmuş bir dahakine beylerden seçmelerle karşınızda olmak dileğiyle 再见! -ehehe hep spiker olmak istemişimdir :D -

Heheh adamın kafa iiimiş :D :D


Devamını Okumak İçin Tıkla

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Çinli Çocuklara Olimpiyat İşkencesi


Son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti'nin artan olimpiyat başarıları herkesin dikkatini çekmeyi başardı.Tabiri caizse Çin olimpiyatlardaki madalyalara ambarga koymaya başladı.Altın bronz fark etmeden en az biri onlara gidiyor.Ben onların bu başarılarını çalışmalarındaki "disiplin ve sürekliliğe" bağlıyorum.Çünkü çok küçük yaşlardan itibaren olimpiyat bilinci ile eğitilen çocukların, eğitilme koşulları ve her sporcunun son olimpiyatı olma riski gibi itici faktörler onların canını dişine takarcasına yarışmasına sebep oluyor.Çünkü her sene arkadan bir sürü yeni atlet yarışmalarda boy gösteriyor.O yüzden bir olimpiyata katılan sporcuyu bir ikincisinde görmek pek de mümkün olmuyor.Peki nasıl oluyor da her seferinde yeni yeni, birbirinden yetenekli atletler ortaya çıkarıyor Çin? 
İlk olarak atletizim ve yüzme şampiyonalarında ülkenin onurunun zedelendiği gerekçesiyle Kominist Rejimin yetenekli çocukları toplayıp, bunların olimpiyatlar için eğitilmesiyle başladı. Bunun sonrasında etrafta yetenek avcısı olimpiyat kampları ortaya çıktı.Burada çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren eğitilmeye gerçi buna nasıl eğitim diyebilirsek yetiştirilmeye başlandı.Sonuç mu?Hemen hemen her dalda tuttuğunu koparan çinli atletler.Bakınız geçen gün bayanlar 400 metre bireysel karışık finalinde 16 yaşındaki Ye Shi Wen, 4.28.43'lik derecesiyle dünya ve olimpiyat rekoru kırdı.Sadece 16 yaşında ve olimpiyat rekoru kırdığına inanabiliyor musunuz? Tabii bunun hemen ardından haklı olarak doping şüphesinde bulunuldu.Ancak Ye Shi Wen'in temiz olduğu açıklandı.Eğitilme koşullarını gördükten sonra bende çok olası bulmamıştım bu iddiayı.Ye Shi Wen bir röportajında küçükken okulu bırakıp bu kamplardan birinde büyüdüğünü, hatta bu kamplara o kadar çok rağbet var ki çocukların adları yerine onlara verilen numaralarla tanındığı, kendisininde "Sporcu 137" olarak bilindiğini söylüyor.Dahası suyun altında uzun süre nefesini tutabilmesi içinde vakumlu bir mekanizma içerisinde yüzmeye bile zorlandığını söyledi.Çoğu sporcu tarafından çok canice olduğu düşünülse de halen bu kamplar varlığını sürdürmekte.Bakın o kamplarda çinli çocuklar nasıl eğitimlerden geçiyor.
Şu aşağıdaki hareket benim çok zaman deneyipte bir türlü başaramadığım bir harekettir.Göründüğü kadar kesinlikle kolay değil.Helal olsun çocuğa ne diyeyim..

Hiç birinin gönüllü olarak bu eğitimleri aldığını pek sanmıyorum.Yüzlerindek ifade sanırım herşeyi apaçık anlatıyor..


Bu videoda da canlı olarak görebilirsiniz ağır eğitim koşullarını.Çocukları resmen oyuncak gibi eğip büküyorlar.En üzücüsüde çocukların suratlarındaki korku ve gözyaşı...

Gördüğünüz gibi Çinliler her türlü sportif aktiviteyi çok ciddiye alıyor ve büyük bir titizlikle olimpiyatlara hazırlanıyorlar.Bazı okullarda beden eğitimi dersleri bizdeki matematik derslerinden bile fazla saate sahip.Ancak bizim ülkemizde hep beden eğitimi dersleri en değersiz ders kategorisinde yer almakta.Kendimizden bilmiyor muyuz okuldayken beden eğitimi dersine hep boş ders gözüyle bakmadık mı?Yaptığımız en fazla eşofmanlarımızı giyip sıraya girmek, sağ baştan say kızım ve bitti.Sonra ortaya iki üç top bırakılır, kim ne yaparsa yapsın ! Kimimiz iki dakika voleybol oynardık oda doğru dürüst bir voleybol maçı değil çember yapar iki manşet vurur otururduk.Erkeklerse her zaman ki gibi futbol oynardı.Kimsede bir amaç, gayret yoktu herkes bir an önce kaytarmaya bakardı.Benim okuduğum lise tam teşkilatlı güzel bir liseydi.Yüzme havuzundan tenis kortuna kadar bir çok sahası vardı.İnanır mısınız bir kere tenis oynandığını görmedim :/ Bizim insanımızın futbola olan yakınlığı kadar, çocuğunun sporcu olmasına o kadar karşı."Topçu mu olacan başımıza?" sizede tanıdık geldi mi bu söylem? Umarım spora karşı daha yakın ve ciddi bir duruş sergileyebiliriz.Ve önümüzdeki olimpiyatlarda daha başarılı grafikler çizip, madalya sevincimiz kursağımızda kalmaz..

Devamını Okumak İçin Tıkla