Sayfalar

21 Haziran 2012 Perşembe

Secret - Sır - Ters köşe edilmenin böylesi O.o


Bugün sizlere fantastik yönü ağır basan yer yer romantik, ilginç bir filmden bahsedeceğim.Eski bir film, çoğunuzun izlediğini biliyorum.Hatta size birkaç çingu yazısı; bu ve bu.Uzun zamandır kendime bir Çin blogu açmak istediğim için bu filmi diğer blogumda yayınlamadım.Konsepte uysun diye arşive kaldırmıştım.Sonunda tozlu raflardan indirme zamanı :)
Konusu ise, çok yetenekli olan Jay -gerçek hayatta da bir farkı yok hani 10 parmağında 10 mağrifet olan  tabiri caizse Tayvan'ın G-Dragon'larından biridir kendisi, ayrıca benim Çince aşkımın sebeplerinden biridir.İnanılmaz sempatik bir insan :) Aşağıdaki ablam onun şarkısının ona verdiği ilhamla kahve lekesinden portresini yapmış.Hobaaa ne ettin bacım!



Portre çizmek resmin en sevdiğim dalıdır.O yüzden işin zorluk derecesinden az çok anladığım için ablacım önünde saygıyla eğiliyorum.Çok ilginç birşey değil mi? Sen git bizim pis,leke diye baktığımız şeyden bunları çıkart. O.o
Neyse filmin konusuna geri dönersek, ha Jay diyorduk, Jay, babasının öğretmenlik yaptığı başka bir okula transfer olur.Okulda ne okul ama! Yeşillikler arasında güzel olduğu kadar eski, tarihi bir hazine.Jay, bu okuldaki ilk gününde okulu gezerken bir piyano sesi duyar ve sesi takip eder.Ses, Rain isimli bir kızdan gelmektedir.Bu kısa tanışmayla asıl filmimiz başlamış olur.Jay bir ara Rain'e çaldığı parçasının ismini sorar.Rain'de ona parçanın isminin 'sır' olduğunu söyler.Jay gibi bizde ilk başta bu ismin ne anlama geldiğini anlamıyoruz.Hatta bu tarz küçük oyunlarla kur yaptığını bile düşünmüştüm :D Ancak daha sonra Rain'in aslında ne demek istediğini anlıyoruz.
Gün geçtikçe Rain ve Jay yavaş yavaş birbirlerine aşık olurlar.Çok saf, temiz bir aşk ama.Hani eski zamanlarda kız erkeğin yüzüne bile bakmaktan utanır ya onlar gibi çocuksu.Bisikletle kızı eve bırakmalar, kızın ailesi görmesin diye evin yakınlarında ayrılmalar falan..Filmin ilk yarısında bu tarz bir gidişat görüyoruz ama bu sizi kandırmasın lakin benim gibi ters köşeye yatabilirsiniz.Asıl film ikinci yarıdan itibaren başlıyor bence.Çok sakin bir halde romantik bir aşk hikayesi izlerken birden kendinizi heyecanla 'oo noluyo,aa demek o yüzden,aa bak sen şuna' gibi konuşmalarla bulabilirsiniz.Çünkü ilk yarıda normal görünen birçok sahnenin içine birşeyler gizlenmiş ve biz bunları ikinci yarıdan sonra çözmeye başlıyoruz.En sevdiğim tarz!
Oyuncular hoşunuza gitmedi diyelim, filmin koonusunu da beğenmediğiniz ama beğeniceğinizden adım gibi emin olduğum bir şey var ki o da filmin müzikal havası.Piyano sahnelerine bayılacaksınız.Yani benim bayılmam en sevdiğim enstrümanın piyano olmasından kaynaklanmıyor yada çok sevdiğim bir sanatçının çalmasından kaynaklanmıyor.-Tamam onlarında etkisi var yalan söylemeyeceğim :P - Cidden çok hoş hele bir piyano düello sahnesi var çok harikaydı.Buyrun bi göz atın.


Filmi izledikten sonra kafanıza bir iki sahne takılabilir, havada bırakılmışlardı.O kadarı da olur canım yani çocuğumun gözünden kaçmış olabilir kolay mı filmin hem yönetmeni hem oyuncusu hem senaryo ona ait.Yönettiği ilk film deneyimi olan Secret, Jay'e Asya sinemasının en büyük film festivallerinden olan Golden Horse'da  6 dalda, Hong Kong film festivalinde de 1 dalda ödüller kazandırmıştır.Şunu da söylemeden geçemeyeceğim filmdeki piyano sahnelerinin hiçbiri dublaj değil, Jay dahil hepsi oyuncuların gerçek performansları.Ben beğenerek izlemiştim sizin de seveceğinizi umuyorum.Dile de çok takılmayın filme odaklanın der ve kaçarım.İyi seyirler! :)


                     *****
                                                           Rain:  Tek elle çalmayı seviyorsun.
                                                          Jay: Çünkü diğer elimle senin elini tutmak istiyorum.

                *****
                                           Jay'in babası: Onlar kötü insanlar, öyle arkadaşlar edinme. 
 sigara içiyorlar, müzik dinlemiyorlar.
                                               Jay: Müzik dinlemedikleri için mi kötüler?
                     J.B. : Elbette!






Devamını Okumak İçin Tıkla

19 Haziran 2012 Salı

Sophie'nin İntikamı - Kadın istesin yeter ki!



Genelde her tanıtım yazımı yeni izlediğim şeyler üzerine yazarım.Nedense önceden izlediğim şeyleri yazmak benim gibi eringeçlikte ilk 5te olan birine biraz ağır gelmiyor desem yalan olur.Heheh sanırım bu yüzden koalaları çok seviyorum :D Ne yapalım bizide böyle kabul edeceksiniz.Neyse ben bizi kabul edenler için - :D - erinmedim hafızamı zorladım, olayları karakterleri hatırlamaya çalıştım ve sizler için önceden izlediğim bir filmden bahsetmeye karar verdim.İlk tanıtım yazımda bu filme yer vermemin sebebi, damdan düşer gibi Çin&Tayvan vs. bunalımı yaşatmayayım, içinde çok sevdiğimiz eniştemiz -eheheh hadi yine iyisin Kaktüs'üm- Ji Sub'ımız var.Arada onu görüp rahatlayabilir, gözlerinizi dinlendirebilirsiniz.Lakin uyarmadı demeyin So Ji Sub'ın filmdeki yağmurda ıslanmış yavru köpek misali halleri -SJS fanları yanlış anlamayın iyi anlamda söylüyorum canlar- sizi sizden alıp, onu evinize alıp beslemek isteyebilirsiniz.


Başrolünü Kaplan ve Ejderha,Bir Geyşanın Anıları, Eve Dönüş Yolu ve daha bir sürü  filmden tanıdığımız Zhang Ziyi canlandırıyor.Zaten Hollywood için erkeklerden Jackie Chan ne ise bayanlardan da Zhang Ziyi odur desek yalan olmaz heralde.Nerede Amerikan Çin ortak bir yapım görsek orada Zhang Ziyi'yi görebilirsiniz. Sophie (Ziyi Zhang) çok yetenekli bir çizgi roman yazarıdır.Zerre çekicilikten yoksun giyimi kuşamıyla,hafif şapşal haliyle nasıl olduysa imkansızı başarmış, ultra yakışıklı ve zengin Jeff'i (So Ji Sub) kendine aşık etmeyi başarmış üstüne birde ondan evlilik teklifi almıştır. -vays vays ayakta alkış kızlar-. Ancak bir süre sonra işin büyüsü kaçar.Jeff yeni tanıştığı film yıldızı taş gibi Anna'ya (Fan Bing Bing) aşık oluverir.Olunmayacak gibi mi yani koskoca Fan Bing Bing'den bahsediyoruz.Çin'in Monica Belluci'si olarak anılan FBB, güzelliği kadar şıklığıylada her zaman adından söz ettirmesini de biliyor.Çoğu zaman Elie Saab temsilcisi gibi etrafta gördüğümüz FBB'in gerçekten ilginç bir tarzı var.
2011-Cannes-Film-Fan-Bingbing2011-Cannes-Film-Fan-Bingbing-22011-Cannes-Film-Fan-Bingbing-3



Tam evlilik hazırlıkları yapan Sophie -yavrum gelinliğini bile kendi yapıyordu yanlış hatırlamıyorsam- bir anda ortada kalakalmıştır.Ailesi arkadaşları herkes düğünü beklemekteyken, bir anda başka bir kadın için terkedilen Sophie'nin hem gururu kırılmış hemde hayata küsmüştür.Bir süre ölü gibi yaşadıktan sonra Jeff'ten intikam almak için kolları sıvar.
Ve tabii bu intikam planında onun sağ kolu Anna'nın eski sevgilisi Gordon (Peter Ho) -aslında sevgilisi değil- ile tanıştıktan sonra asıl macera başlar.Sophie intikamından ve Jeff'ten başka birşey düşünmezken Gordon'un ona olan duygularını farketmez.Gordon'sa Sophie'nin bu sıcak ve sevimli hallerine aşık olmuştur.Filmin sonlarına yaklaştığımızda ise Sophie,  Gordon sayesinde gerçek aşkı ve kaybettiği benliğini bulacaktır.
Evet konumuz kısaca bu.Filme So Ji Sub için başlayanlar filmi izledikten sonra biraz bozulabilirler.Çünkü Ji Sub bu filmde yan rollerden birinde oynuyor.Ve neden böyle bir rolü kabul etti anlamış değilim.Ama yinede onu  görmek güzeldi :) Arkanıza yaslanın ve eğlenceli bu filmin masalsı tadının zevkini çıkarın.


Sophie'nin sürekli hayaller alemine dalması ve bir anda ortaya çıkan animasyonlar filmdeki en harika sahnelerdi bence.Şu kafasında kutu olan ve her anısını bir kağıda yazıp o kutuda biriktiren eleman çok akıllıca bir çizimdi,çok hoşuma gitmişti.
Ayrıca Sophie'nin evi çok şekerdi.Herşey rengarenk ve çizgi roman havasındaydı :)


Not: So Ji Sub için filme başlarsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz benden söylemesi.İntikam üzerine kurulmuş komedi  ve bir o kadar da sıcak,bizden  birşeyler ararsanız buyrun beğeniceğinize eminim.Bir diğer postta görüşmek dileğiyle 再见 (zaijian)!
Devamını Okumak İçin Tıkla

4 Haziran 2012 Pazartesi

Yeniden Merhabalar!


Merhaba arkadaşlar!
Sonunda bahsettiğim Çin blogumu açabildim.Umarım tasarladığım doğrultuda ilerleyip,güzel şeyler ortaya çıkarabilirim.Şuan internette Kore ve Japonya hakkında dizilerinden tutun müziklerine, tv programlarına kadar hemen herşeyi biliyoruz, bir tık'la ulaşabiliyoruz.Ama Çin hakkındaki bilgilerimiz 'böcek yiyen, pis insanlar'dan başka birşey değil.Ki diğerlerinin yemediğini kim söyledi? (:S) İşte bu blogu açmadaki ilk sebebim uzakdoğunun görünmeyen ama aslında hepsinden fazla şeyi bünyesinde barındıran bu koca ülke hakkında yeni şeyler göstermek, Çin hakkında bildiğimiz yanlış bilgilerden kurtulmak,benim gibi farklı arayışlar içinde olanlara yeni şeyler tattırmak.Biliyorum, benim gibi sizede korece ve japoncaya alıştığımız için çince çok garip gelebilir, hatta benim gibi -önceden- kulak tırmalayıcı bulabilirsiniz.Ancak bir süre sonra dinleye dinleye,biraz da bu işin içine girince, artık çince benim için itici olmaktan çıkıp, çok eğlenceli,ilgi çekici ve hoş bir dil olmaya başladı.Çok samimi söylüyorum ilk baştaki düşüncelerime nazaran çinceyi gerçekten çok havalı ( :P ) buluyorum artık.Sanki hangimiz ilk Kore dizimizi izlediğimizde koreceye bayılarak izledik ki.İtiraf edin sizde benim gibi habire ağzını çocuk gibi yamultan,sözcükleri uzatan unnilerimizin ağzını yüzünü dağıtmak istemedik.Ben istedim :D Ama sonra izledikçe kulağa hoş gelmeye,alışmaya başladım ki müptelası olup çıktım.O yüzden sizlerden çinceye bir şans vermenizi istiyorum.Bırakın kulağınız alışsın bu yeni dile.Kim bilir belki sizde benim gibi seversiniz.. :)
Devamını Okumak İçin Tıkla