Sayfalar

24 Kasım 2012 Cumartesi

Hear Me - Duy Beni



Uzun zamandır ertelediğim filmlerden biriydi Hear Me. İzledikten sonrada pişman olmadım değil hani niye daha önce izleyip, izlettirmedim.Çin&Tayvan filmleri güzel olmuyor diyenlere şırankk diye göstermedim.Ben ne Çin filmleri bilirim 10 Kore filmine bedel! Neyse yavaş yavaş değişiricez bu önyargıları JDediğim gibi insanlar merak etse de Tayvan yapımı diye uzak duranlar yada şöyle esaslı bir analiz bekleyenler var. (İsmi lazım değil baş harfi Sevda^^) O yüzden lafı fazla uzatmadan bu dünya tatlısı filme geçeyim.


Ting  Çince’de dinlemek demek, Shuo  ise konuşmak,söylemek. Bu ikisi birleşince anlam ‘duymak, işitmek’ oluyor.Filmin isminden de kopya verildiği üzere, 2 işitme engelli gencin -siz öyle sanın :D – sıcacık aşkını anlatmakta.
Yang Yang (Ivy Chen), işitme engelli ablası Xiao Peng ile tek yaşamaktadır ve tabiri caizce Yang Yang sanki Xiao Peng’ın ablası gibidir.Yang Yang evin geçimini sağlamak için okulu bırakıp çalışmaya başlar.Yang Yang’ın tüm hayatı Xiao Peng’dan oluşmaktadır.En büyük hayali yine ablası içindir, onun işitme engelliler yüzme yarışmasını kazanmasını ister.Ivy Chen bu filmle En İyi Bayan Oyuncu ödülünü boşuna almamış.Düşündüm de o kadar hareketi ezberlemek her yiğidin harcı olmasa gerek.Ama benim gönlümün birincisi tabiside Eddie Peng oldu! Tek kelimeyle bayıldım Tian Kuo’ya..Her el hareketini şekilden şekile giren surat ifadeleriyle anlatması on numaraydı.



Tian Kuo (Eddie Peng) ise, aile restoranında teslimatçılık yapan, bir ailenin bir çocuğu tatlı mı tatlı, al eve besle misali bir şey! Bir gün teslimat yapmak için işitme engellilerin antreman yaptığı yüzme havuzunda Yang Yang’ı görür.Onun etrafa adeta neşe saçan, ablasına anne şefkatinde tavrını görünce ona aşık olur.Teslimatı yaparken Tian Kou, Yang Yang’ında işitme engelli olduğunu sanıp, onunla işaret diliyle konuşur.Böylelikle Yang Yang’da onun işitme engelli olduğunu zanneder.Biraz karmaşık oldu ama kısacası herşey bir yanlış anlamadan ibarettir.O günden sonra Tian Kou, Yang Yang’la konuşmak için işaret dilini ilerletmeye çalışır.Gel zaman git zaman bu ikili birbirine aşık olur.Konuşamadan sadece hareketlerle öyle de güzel anlaşırlar ki aslında bazen kelimelerin hiçbir anlam ifade etmediğini anlarsınız.İhtiyacınız olan tek şey aslında sizi seven, tanıyan biridir.Onu buldu mu da bir bakış bile yeter..
Herşey böyle güzel giderken, elbet işlerin değişmesi lazım ki az heyecan gelsin dimi :D Yang Yang artık vaktinin çoğunu ablasıyla değil Tian Kuo ile geçirmektedir.Bir gece yan evde yangın çıkar ve Xiao Peng dumandan etkilenip hastaneye kaldırılır.Yang Yang bu durumdan kendini sorumlu tutar.Ayrıca ablasından durumu bildiği için, işitme engelli biriyle birlikte olmanın çok zor olduğunu düşünmektedir.Bu yüzden Tian Kuo ile görüşmeyi keser.Tian Kuo’nunda ailesi işitme engelli bir geline pek de hoş bakmamaktadırlar.İşte burası benim en sevdiğim kısımlardan biri oldu.Hani hep alışmışızdır ya Kore dizilerinde aileler hep karşı çıkar ya o kız ya biz falan triplerine girerler, heh işte burda aile bakıyor oğulları çok mutsuz bu kızı kabul etmeye karar veriyor üstüne birde sevimli mi sevimli kızla anlaşma çabaları eklenince güzel görüntüler ortaya çıkıyor.
Vel hasıl kelam, sonunda Yang Yang yüzme havuzunda tek başına otururken Tian Kuo gelir arkasına oturur ve –Yang Yang’ın duymadığı zannederek- onu sevdiğini ve ailesiyle tanıştırmak istediğini söyler.Yang Yang duyduklarına inanamaz, ama bozuntuya da vermez.Ta ki, ailesiyle tanışmaya gittiğinde Yang Yang konuşmaya başlar..Tian Kuo şok, ailesi şok, biz şok :D
Sonunu az buz tahmin etmiş olsam da yinede keyifle izledim.Filmin çoğunun sessiz gitmesi yada hafif durağan ilerleyişi canınızı birazcık sıksada bence bitirin.Bu öyle biraz boşum var o arayı doldurayım geçip gitsin tarzı izlenecek bir film değil.Sakin kafayla, oturun sonunda yüzünüzde koca bir tebessümle ayrılacağızı temin ederim.

"Aşk ve hayaller mucizevidir.Onların duymaya, 
sözcüklere veya tercümeye ihtiyaçları yoktur."





Devamını Okumak İçin Tıkla

11 Eylül 2012 Salı

Fondant Garden


Çocukluğumun bir döneminde izlediğim bir dizide başroldeki kadının çok şeker küçük bir cafe'si vardı kendince pastalar, küçük şirin tartlar vesair yapardı.O sıralar çok imrenirdim hatta bi ara pastahane bile açmak istemiştim.-şu yaşıma gelene kadar olmak istediğim şeylerin sayısı zibilyon tane olduğunu varsayarsak, çok da önemli bir mesele değilmiş- Bu dizinin afişlerini görür görmez direk o zamanlar aklıma geldi :) Bu diziden sonra cidden ne kadar beceriksiz bir kız olduğumu anlamış bulundum..asjahsjdgasald
Neyse şimdiden uyarayım dizinin başına boş mideyle oturmayın mazallah, ekran başında kendinizden geçebilirsiniz benden söylemesi :)
Şimdi farkettiyseniz bu kez çok farklı bir yöntem seçtim bu diziyi anlatmak için.Allah sizi inandırsın bir türlü yazamadım.Olaylar, kişiler birbiri içinde ve hiçbiryerin atlanmaması lazım.O yüzden yarım saat debelendikten böyle bir yöntem aklıma geldi.Umarım daha da karmaşıklaştırmamışdır. (?) ajsdajhgsdaf  :D

1.Zheng Mi En (Jian Man Shu -üstüne basa basa belirtmek lazım çünkü çoğu sitede yanlış belirtilmiş.Dizinin önceden kadrosunda Mi En rolü için Shara Lin vardı ancak sonradan değiştirilip yerine Jian Man Shu diziye girdi.) babasının ölümünden sonra onun yadigarı pastahaneyi tek başına yürütmeye çalışan, pasta yapmak konusunda çok yetenekli bir kızdır.
********
2.En yakın arkadaşı Chen Ai Lin ise, ünlü bir pasta şirketi sahibinin, pastanın p'sinden anlamayan kızıdır.Ai Lin yıllarca herkesten bunu gizler ve ihtiyacı olan pastaları kendi yapmış gibi Mi En'e yaptırır.Bir gün Ai Lin Kore'de düzenlenen bir pasta yarışmasına katılmak zorunda kalır.Bunun üzerine Ai Lin, Mi En'ı alıp Kore'ye götürür ve onu gizlice kendi yerine yarışmaya sokar.Yarışmada Mi En birinci olur ancak herkes onu Ai Lin zannetmektedir.
********
3.Pu Xi Huan, CNR şirketi sahibinin şımarık, aklı bir karış havada oğludur.Babasının büyük ısrarlarına rağmen bir türlü şirketi devralmak istemez.Bunun yüzünden Tayvan'a kaçar.Orada geçirdiği küçük bir kaza sonucu hafızasını kaybeder ve Mi En'ın cafesinde yaşamaya başlar.
********
4.Yan Han Xiang ise, CNR başkanının herkesten sakladığı gayri meşru çocuğudur.Pu Xi Huan'ın aksine Han Xiang çok çalışkan ve başarılı biridir.Ayrıca Han Xiang, Ai Lin'in okul yıllarından beri "senyor" diye dövünüp durduğu aşkıdır.
********
Evet, kaba taslak dizimiz bu şekilde.Şimdi ayrıntılara inelim.Zheng Mi En, Han Xiang'la Kore'de kazara tanışır ve ona aşık olur.Han Xiang onu pastacılar kralının kızı Ai Lin olarak tanımaktadır.Tek derdi babasından ufak bir sevgi görmek olan Han Xiang babasının isteği üzerine Ai Lin (Mi En)'e yaklaşır.Amacı onu kendine aşık edip 2 şirketin birlikteliğini sağlamaktır.Ancak Mi En'ı tanıdıktan sonra amacı o olsada, ona gerçekten aşık olmaya başlar.Ama Mi En'ın bilmediği birşey vardır ki oda Han Xiang'ın, Ai Lin'in yıllardır deli gibi sevdiği senyorudur (üst sınıf).Şimdi burada garip gelebilir insan nasıl en yakın arkadaşının sevdiği kişiyi bilmez.Şöyle ki, Ai Lin, Han Xiang'ı anlatırken hiç gerçek ismiyle anlatmaz hep ona senyor diye hitap eder.Mi En onu tanımadığı hemde ismini hiç duymadığı için  senyorun Han Xiang olduğu hiç aklına gelmez.
Pu Xi Huan ise, hafızasını kaybettiği için adını dahi hatırlamamaktadır.Ona cafede  Han Ji ismini takarlar.Han Ji'nin bir süre sonra hafızası yerine gelsede, numara yapmaya devam eder.Çünkü Mi En'e aşık olmuştur, ayrıca burada yaşadığı hayattan gayet memnundur.Han Xiang'la Mi En birbirini sevdiği için sesini çıkarmaz ve aralarına girmez.Ancak bir süre sonra Mi En'ın Ai Lin olmadığı ortaya çıkınca Han Xiang onu terkedip gerçek Ai Lin ile nişanlanır.Burda bildiğiniz kıza fena kazık atıyorlar yani.Han Xiang neyse ne yeni tanıştığın biri ne kadar güvenebilirsin ki ama Ai Lin en yakın arkadaşı Mi En'dan habersiz Han Xiang'la gizlice nişanlanması fenaydı.Neyse ki kızımız bu zamanları yanından hiç ayrılmayan Han Ji sayesinde atlatır.Hatta Han Xiang'ı unutup ona aşık olur.Olur olmasına da bitmiyor olaylar devam ediyor ama ben devamına girmeyeceğim lakin kore dizilerinden alışık olduğumuz o son dakika gollerinden birini bu dizide de kullanmışlar.Ama izleyin ben sevdim bu diziyi, oyuncuları, şarkılarını..

Gelelim diziden en sevdiğim sahnelere ve kişilere :)
*Birincisi ilk defa bu dizide kızın 2. elemanla olmasını istedim.Park Jung Min her ne kadar acayip şeker olsa da bu dizide, esas kızla 2. elemanın sahnelerini çok sevdim.İkisi çok tatlı duruyorlardı birlikte.
Bu sahne Mi En ve Han Xiang Kore'deyken Mi En'ın yürüyecek hali kalmaz ve Han Xiang onu sırtına almak ister.Mi En bunun utanç verici olduğunu düşündüğü için kabul etmek istemez.Daha sonra Han Xiang atkısını çıkarıp Mi En'in yüzünü kapatır ve kimsenin onu tanıyamayacağını böylece utanacak birşey kalmayacağını söyler.Yolda bu şekilde yürürken insanlar onlara bakınca Han Xiang biraz utanır.Bunun üzerine Mi En atkının diğer yarısıyla onun suratını örter.Öyle haydut gibi gezerler ama çok hoş bir sahneydi :) :)

*Diğer bir sahne ise diziden en sevdiğim sahne diyebilirim.Allahtan gif bulabildim :D
Olay kısaca; Kore'deyken restoranda masa kalmayınca Mi En'ın masasına Han Xiang'ı oturturlar.O sırada Mi En'de Ai Lin ile konuşmaktadır ve ona karşısında çok yakışıklı bir müşteri oturduğunu anlatmaktadır. Mi En onu koreli zannedip yanında rahat rahat konuşur, ancak Han Xiang Tayvanlıdır ve söylediklerinin hepsini anlar.Korece bilen Ai Lin ona telefonda ona bakıp "Oppa saranghae" demesini söyler.Ne demek olduğunu bilmeyen Mi En söyler ve devamını varın siz görün :D :D Çok güzel bir sahneydi yaaaa :D
   

*Bir diğer sahne ise, Xi Huan Tayvan'da kaza geçirince kimliğini, pasaportunu falan kaybeder.Ai Lin, Mi En'i tayvandan uzaklaştırıp Han Xiang'la nişanlanabilmek için Mi En ve cafedekileri Hawai'ye tatile göndermek ister.Herkes giderken Xi Huan pasaportu olmadığı için gidemediğine çok bozulur.Üstüne birde cafedekiler ona ışıkları açık unutmamasını
 klimayı kullanmamasını, tasarruf yapmasını isterler.Zaten gidemediğine bozulan Xi Huan inadına gider cafedeki tüm fanları açar, ışıkları yakar.Sonra üşüyünce de sandalyenin arkasına saklanması çok komikti :D


*Sonraki sahne ise, Han Xiang'ı Mi En'ı terkettikten sonra cafede çalışan arkadaşları onun morelini düzeltmek için bir parti düzenlerler.O gece Mi En fena halde sarhoş olur.Çocuğa etmediğini bırakmaz kıh kıh kıh :D


Dizide Ai Lin'i babasını inanılmaz sevdim! Çok komik bir adamdı :D Adamı ne kadar sevdiysem karısından  kadar nefret ettim ıykk dizi boyunca ağzının üstüne üstüne vurasım geldi :/
Daha sonra Ai Lin'i seven güzelim Tan Rui'yi harcadılar dedim heralde dizinin sonunda mutlu bir şekilde onuda gösterirler.Ama ne nerde?Çocuğu unuttular ama ben unutmadım!
 
Dizinin güzelim şarkılarından bahsetmezsek olmaz.Ben özellikle Kimberley Chen'nin söylediği Ai Ni ve So Good parçalarını çok sevdim.Dizinin açılışık müziği olan Da Mouth'un seslendirdiği Maybe şarkısıda fena değildi.
Kimberley Chen- Ai Ni

Kimberley Chen - So Good!
Bir yazımızın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız.Bu vakte kadar 100'ü aşkın yazı yazdım ama bu yazım kadar zorlandığımı hatırlamıyorum.Şuan okumuş olduğunuz yazı kaç defa silinip baştan başlanıldı bilemiyorum.Umarım hoşunuza gitmiştir.Sağlıcakla kalın, adios! :)

Devamını Okumak İçin Tıkla

6 Eylül 2012 Perşembe

Love Keeps Going



Yıllar önce şu yukardaki afiş ile dikkatimi çekmişti bu dizi.Birbiri ardına dizinin çok şeker resimlerini üstüne birde Mike He'yı görünce kesin bunu izlemeliyim demiştim.İzledim bitirdim ama yazmadım hep bu blogun açılmasını bekledim ki konsepte uysun :D Ve karşınızda Love Keeps Going! Gerçek ismi Mei Le Jia You! (Jia You=加油 yani başarılar,bunu yapabilirsin gibisinden, kısacası fighting! )
Cha Mei Le (Cyndi Wang), çocukluğunda yaşadıklarından dolayı sürekli insanlara yardım etmek için kendini paralayan, kendi mutluluğu yerine, çevresindekileri mutlu etmeye çalışan iyi bir kızdır.Sevgilisi Yi Feng, birgün Mei Le'dan kardeşi Yi Lie (Mike He)'yi havaalanından almasını ister.Mei Le, kibirli, kendini beğenmiş Yi Lie'den hoşlanmasa da onun yengesi olacağı için, hep alttan alır.Yi Lie de, Mei Le'nın sürekli insanların etrafında pervane olmasına sinir olmaktadır.Ancak Mei Le'yı tanıdıkça onun bir hizmetçiden çok, iyi yürekli yardımsever ve eğlenceli bir kız olduğunu görür.Üstüne birde Yi Feng'ın Mei Le'yı aldattığı ortaya çıkınca Yi Lie, Mei Le'ya sahip çıkar.Ve bu ikilinin birbirine aşık olması için gerekli ortam hazırlanmış olur! :D Geçelim karakter analizlerine;

Cha Mei Le, küçüklüğünden beri ailede istenmeyen evlat modunda büyümüştür.Abisi her zaman ondan önde tutulmakta, Mei Le ise sürekli göz ardı edilmektedir.En son anne ve babası boşanmaya kalkınca, çocukları aralarında bölüşme kararı verirler.Ancak ne anne ne de baba Mei Le'yı almaya niyetlidir.Bu durumu gören Mei Le o günden sonra, çevresindeki insanlara yardım etmek için etraflarında pervane olur, her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya, "işe yarar" bir insan olmaya çalışır.Erkek arkadaşı Yi Feng'ın isteği üzerine bir fırın açarlar.Mei Le ekmek yapmak konusunda büyük bir yeteneğe sahiptir.Yaptığı ekmeklerin Yi Lie müptelası olur ve sürekli ona ekmek yapması halinde fırınını koruyacağını söyler.Aslında derdi ekmek falan değildir Mei Le'yı görebilmek, onunla vakit geçirebilmek için böyle yapar.Mei Le fırınını kaybetmemek için Yi Lie'nin peşinde dolaşırken Yi Lie'nin dıştan görünen o bencil kişiliğinin altında çok farklı bir insan olduğunu fark eder ve ona aşık oluverir.


Han Yi Lie, J-King lakaplı çok ünlü bir bestecidir.Ayrıca Mei Le'nın sevgilisi Yi Feng'ın kardeşidir.Yıllar önce ailesiyle yaşadığı bir olaydan ötürü annesi onu evden kovmuştur ve hiçbiriyle görüşmemektedir.Mei Le'yı ilk gördüğünde onun çok ezik, hizmetçi kılıklı bir kız olduğunu düşünür ancak onun kalbinin derinliklerini, abisine olan sadaakatini gördükten sonra ona aşık olur.Asya sinemasına az haşır neşir olan hemen herkes tanır Mike He'yı.Kendisinin maşallah rol almadığı dizi yok diyebiliriz. -tamam biraz abartı- Allah için hoş çocuk :P

Han Yi Feng, Mei Le'nın erkek arkadaşı ayrıca Han Yi Lie'nin abisi.Kardeşinin tam tersi bir karaktere sahip..Mei Le sayesinde, hep hayalleni kurduğu ekmek fırını açar.İlk başta kibar, yardımsever hareketlerle gözümüzü boyamaya çalışsa da sonradan foyası ortaya çıktı.Meğerse, Mei Le'yı, fırında çalışan Xuan Xuan ile uzun zamandır aldatmaktadır.Yani herkesten beklerdim de senden beklemezdim Yi Feng.Pek bir sessiz mülayim bişeydi. Gerçi iyi oldu, bizimkilere de meydan açılmış oldu :D
Yi Feng engelini atlattık ama geride bir tane daha kaldı ama merak etmeyin dikkate alınacak çapta bir düşman değil :D Chu Shao Yin, Yi Lie'nın menajeridir.Yıllardır Yi Lie'yi sevmektedir.Ne kadar çabalasa da Yi Lie ona gözünün ucuyla bilem bakmaz hahahahah- sinsice bir edayla- :D Aslına bakılırsa ciddi, asık suratını saymazsak hoş bir kızdı.Fazlada zorluk çıkarmadı zaten ama acıdım biraz.Sen yıllarca bir insan için çalış yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmesin, sırf onu seviyosun diye bir anda şutlan! Yi Lie bu konuda biraz ibnelik yaptı ya neyse..
Dizide en çok sevdiklerimden biride Yi Feng'ın annesi ve kız kardeşinin Mei Le'yı kendi öz kızları gibi sevip sayması, yeri geldiğinde onu, Yi Feng'dan bile önde tutmaları çok hoşuma gitti.Çok sıcak bir aile tablosuydu.Keşke herkesin kaynanası ve eltisiyle arası öyle olsa :D




Son olarak diziden iki ostu paylaşmadan olmaz.Şarkıların ikisinide çok severim ancak bir önceki postta belirttiğim gibi Sticky parçasını çooook seviyorum.Dinlemenizi şiddetle öneriyorum çok enerjik ! :D
Cyndi Wang - Sticky/ Nian Nian..


Cyndi Wang - Dont Cry



Devamını Okumak İçin Tıkla

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Ne Dinlemeli? Birkaç Öneri^^


Bir dili öğrenmenin, benimsemenin en kolay yolu heralde o dilde birşeyler dinlemektir.Zaten hayatı boyunca bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda Türkçe şarkıyı dinler severim.İngilizce şarkılarla geçmiş olsada ergenliğim, son 4 5 yıldır Kpopla sıkı, az birazda Jpop ile hazır neşir olmuşluğum var.Kpop'u çok severim özellikle dizi ostlarına bayılırım.Hiç dinlemediyseniz eğer, sakın direk bir Kpop parçasıyla başlamayın, kendimden biliyorum bir facia olur :D Önce bir alışmak gerek korece nasıldır, insanları nasıldır neleri sever ? Bunları anladıktan sonra ilk başta yadırgadığınız şeyler hoşunuza gitmeye başlayacaktır.-Tecrübeyle sabittir- 
Vel hasıl kelam, bugün sizin için birkaç parça seçtim.Aşağıdaki şarkılar benim en sevdiğim çince şarkılar arasından bir kaçı.Umarım beğenirsiniz :)
Jackie Chan & Kim Hee Sun - Endless Love (The Myth)
İlk sırayı sizlerinden yakından tanıyacağı Efsane filminin müziklerinden biri olan Jackie Chan ve Kim Hee Sun'un seslendirdiği Endless Love şarkısına verdim.Yarısı çince yarısı korece bir şarkı.


Cyndi Wang - Sticky/Nian nian (Love Keeps Going)
İlk şarkıyla biraz hüzünlendik madem biraz neşelenelim! Ne zaman moralim bozuk olsa, canım sıkılsa şu şarkıyı açmam yeterli! Love Keeps Going dizisinin ostlarından biri.Bir gün LKG dizisinden de bahsedeceğim de ne zaman bakalım :D 
Şarkıyı, dizide başrol oynayan benimde kendisini çok sevdiğim Cyndi Wang söylüyor.Sizcede çok enerjik değil mi? :)


G.E.M - Ai Ni
Bir diğer isim G.E.M -yani Get Everybody Moving- Hong Konglu şarkıcının hemen hemen her şarkısını çok seviyorum.Aşağıda verdiğim parça en yeni çıkanlardan :)

Cindy Yen - Trap
Hhaha bu şarkıyı ablam hiç beğenmesede nedense ben çok seviyorum :D Bilmiyorum belkide dinlediğim ilk çince şarkılardan biri olduğu için olabilir aman neyse ne seviyorum işte ! :)

Yan Yi Dan -Three Inches Heaven ( Startling By Each Step) 
İşte en güzelini, en duygusalını, en buram buram Çin kokanı sona bıraktım.Geleneksel Çin müziğini sevdiğimi söylemiştim, hatta isterseniz ilerde onlardan da bir demet sunabilirim.Aşağıdaki parça Startling By Each Step dizisinin harika soundtracklarından biri.Diziyi felaket merak ettim, bir an önce izlemem gerek! Ben severek dinliyorum bu şarkıları umarım sizde beğenirsiniz.Şimdilik bu kadar, bol resimli yada videolu postları sevmediğimi biliyorsunuz.Kısa kestim o yüzden.Ayrıca bu baya bi bayan ağırlıklı olmuş bir dahakine beylerden seçmelerle karşınızda olmak dileğiyle 再见! -ehehe hep spiker olmak istemişimdir :D -

Heheh adamın kafa iiimiş :D :D


Devamını Okumak İçin Tıkla

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Çinli Çocuklara Olimpiyat İşkencesi


Son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti'nin artan olimpiyat başarıları herkesin dikkatini çekmeyi başardı.Tabiri caizse Çin olimpiyatlardaki madalyalara ambarga koymaya başladı.Altın bronz fark etmeden en az biri onlara gidiyor.Ben onların bu başarılarını çalışmalarındaki "disiplin ve sürekliliğe" bağlıyorum.Çünkü çok küçük yaşlardan itibaren olimpiyat bilinci ile eğitilen çocukların, eğitilme koşulları ve her sporcunun son olimpiyatı olma riski gibi itici faktörler onların canını dişine takarcasına yarışmasına sebep oluyor.Çünkü her sene arkadan bir sürü yeni atlet yarışmalarda boy gösteriyor.O yüzden bir olimpiyata katılan sporcuyu bir ikincisinde görmek pek de mümkün olmuyor.Peki nasıl oluyor da her seferinde yeni yeni, birbirinden yetenekli atletler ortaya çıkarıyor Çin? 
İlk olarak atletizim ve yüzme şampiyonalarında ülkenin onurunun zedelendiği gerekçesiyle Kominist Rejimin yetenekli çocukları toplayıp, bunların olimpiyatlar için eğitilmesiyle başladı. Bunun sonrasında etrafta yetenek avcısı olimpiyat kampları ortaya çıktı.Burada çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren eğitilmeye gerçi buna nasıl eğitim diyebilirsek yetiştirilmeye başlandı.Sonuç mu?Hemen hemen her dalda tuttuğunu koparan çinli atletler.Bakınız geçen gün bayanlar 400 metre bireysel karışık finalinde 16 yaşındaki Ye Shi Wen, 4.28.43'lik derecesiyle dünya ve olimpiyat rekoru kırdı.Sadece 16 yaşında ve olimpiyat rekoru kırdığına inanabiliyor musunuz? Tabii bunun hemen ardından haklı olarak doping şüphesinde bulunuldu.Ancak Ye Shi Wen'in temiz olduğu açıklandı.Eğitilme koşullarını gördükten sonra bende çok olası bulmamıştım bu iddiayı.Ye Shi Wen bir röportajında küçükken okulu bırakıp bu kamplardan birinde büyüdüğünü, hatta bu kamplara o kadar çok rağbet var ki çocukların adları yerine onlara verilen numaralarla tanındığı, kendisininde "Sporcu 137" olarak bilindiğini söylüyor.Dahası suyun altında uzun süre nefesini tutabilmesi içinde vakumlu bir mekanizma içerisinde yüzmeye bile zorlandığını söyledi.Çoğu sporcu tarafından çok canice olduğu düşünülse de halen bu kamplar varlığını sürdürmekte.Bakın o kamplarda çinli çocuklar nasıl eğitimlerden geçiyor.
Şu aşağıdaki hareket benim çok zaman deneyipte bir türlü başaramadığım bir harekettir.Göründüğü kadar kesinlikle kolay değil.Helal olsun çocuğa ne diyeyim..

Hiç birinin gönüllü olarak bu eğitimleri aldığını pek sanmıyorum.Yüzlerindek ifade sanırım herşeyi apaçık anlatıyor..


Bu videoda da canlı olarak görebilirsiniz ağır eğitim koşullarını.Çocukları resmen oyuncak gibi eğip büküyorlar.En üzücüsüde çocukların suratlarındaki korku ve gözyaşı...

Gördüğünüz gibi Çinliler her türlü sportif aktiviteyi çok ciddiye alıyor ve büyük bir titizlikle olimpiyatlara hazırlanıyorlar.Bazı okullarda beden eğitimi dersleri bizdeki matematik derslerinden bile fazla saate sahip.Ancak bizim ülkemizde hep beden eğitimi dersleri en değersiz ders kategorisinde yer almakta.Kendimizden bilmiyor muyuz okuldayken beden eğitimi dersine hep boş ders gözüyle bakmadık mı?Yaptığımız en fazla eşofmanlarımızı giyip sıraya girmek, sağ baştan say kızım ve bitti.Sonra ortaya iki üç top bırakılır, kim ne yaparsa yapsın ! Kimimiz iki dakika voleybol oynardık oda doğru dürüst bir voleybol maçı değil çember yapar iki manşet vurur otururduk.Erkeklerse her zaman ki gibi futbol oynardı.Kimsede bir amaç, gayret yoktu herkes bir an önce kaytarmaya bakardı.Benim okuduğum lise tam teşkilatlı güzel bir liseydi.Yüzme havuzundan tenis kortuna kadar bir çok sahası vardı.İnanır mısınız bir kere tenis oynandığını görmedim :/ Bizim insanımızın futbola olan yakınlığı kadar, çocuğunun sporcu olmasına o kadar karşı."Topçu mu olacan başımıza?" sizede tanıdık geldi mi bu söylem? Umarım spora karşı daha yakın ve ciddi bir duruş sergileyebiliriz.Ve önümüzdeki olimpiyatlarda daha başarılı grafikler çizip, madalya sevincimiz kursağımızda kalmaz..

Devamını Okumak İçin Tıkla

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Heartbeat Love - 5 Bölümlük Süper Mini Dizi


Uzakdoğu dizileri izlemeyen kişilerle konuşurken hep "çok kısalar 16 bölümcük sanki dizi değil film izler gibi izliyorum ben onları" gibi cümleler sarfederdim.Bölüm başı 50şer dakikadan 16 bölüm pek de film gibi olmasa da bizim yılan hikayesine dönen dizilerimizin yanında film değilde nedir?Ama bu kez benzetme yapmadan kesin bir şekilde "film gibi dizi" yakıştırmasını kullanabileceğim süper mini bir dizi ile karşınızdayım.
Heartbeat Love, her biri 10'ar dakikadan 5 bölümlük mini bir dizi.Gerçi diziden çok Pepsi'nin sponsorluğunda Avustralya tanıtım filmi desek daha doğru olurdu.Çin, son 11 yılda Avustralya'nın en çok turist getiren ülkeleri arasında ilk üçte yerini almayı başardı.Ee haliyle bunun gibi ticari çalışmaların ortaya çıkması çok normal.Fena mı olmuş yoo, çok şeker bir ikilinin tatlı aşkı, hayallerimin ülkelerinden biri olan Avustralya sokaklarında hayat bulmuş değmeyin keyfime! Özellikle dizinin kısa olması bana ilk olarak cazip gelen unsuru oldu.Bir çırpıda bitiverdi.Hatta bitmesin bile istedim :)
Olay şu ki, Xiao Yu (Rainie Yang) kalp hastasıdır ve ameliyat olması gerekmektedir.Çocukluğu hep eve kapalı ve hastanelerde geçtiği için hep dış dünyayı merak etmiş, seyahat etmek istemiştir.Ameliyat olması gerekir ancak ameliyatın başarı şansı 3-1dir -merak etmeyin bu sıkıcı sahneler dizide yer almıyor- .Xiao Yu ölmeden hayallerini gerçekleştirmek için evden kaçıp Avustralya'ya  gider.Otelin lobisinde resminden bayan zannettiği oda arkadaşı aslında arkadaşları tarafından şaka yapılan Li Wei Cheng'dır.

İlk başta bunu kabul etmeyen Xiao Yu, Li Wei Cheng'ın yanlışlıkla karıştırıp aldığı başkasına ait valizin içini görünce aynı odada kalmayı kabul eder.Aslında valiz bir gay'e aittir ve için garip garip eşyalar vardır.Xiao yu, Wei Cheng'ın bir gay olduğunu düşünmektedir.Wei Cheng reddetmeye çalışsada daha sonradan bunu gizlemeye karar verir.Daha sonra neler mi oluyor buyrun izleyin yok illede indirecem diyorsanız buradan buyrun.
Normalde Rainie Yang'ı çok seven bir insan değilim ama bu dizide ona bayıldım! Bu kısa ve kırmızı saç ona çok yakışmış birde aklına eseni yapan,çılgın bir karakterle birleşince ortaya çok tatlı bir hatun çıkmış.

Show Lo'dan bahsetmiyorum bile bu muzip insan bu dizide biraz utangaç çocuk modlarında takıldı ama yine sevgimi kazanmayı başardı.Bu ikilinin cidden uyuşan bir kimyası var.
Dizinin çekildiği mekanlar bir harikaydı! Özellikle yemyeşil ağaçların içerisinde ki köprü çok güzeldi.


En güldüğüm sahnede; ikisi birlikte kaçarken kenar köşe bir  yere saklanırlar.Xiao Yu, Wei Cheng'ın ağzını kapatır ses çıkarmasın diye ancak kendisi ondan çok ses çıkarmaktadır.İşte sahne bu;


Diğer bir koptuğum sahne ise, Xiao Yu, Wei Cheng'ı gay sandığı sıralar duştan çıktıktan sonra havlusu düşer, tabii Xiao Yu'nun hiç umrumda değildir.Gayet rahat, slow motion bir hızda havlusunu alır.Ancak Wei Cheng için aynı şeyi söylemek zor :D :D
Ben çok keyif alarak izledim.Diziye başlama sebebim olan kısalığına karşın bitmesin,biraz daha sürsün istedim.Rainie'nin adam akıllı konuştuğu nadir yapımlardan biridir.Tayvan dizilerine alışkın olmayanlar için çok kısa tadında bir başlangıç olabilir.Bence izleyin hiç birşey kaybetmezsiniz, inanın pata küte bir bakmışsınız son bölümdesiniz :D Son olarak dizide çalan bu enerjik şarkıyı ikilinin kendisi seslendiriyor.Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle 再见!

Devamını Okumak İçin Tıkla