Sayfalar

17 Ağustos 2014 Pazar

Çince Ne Dinlenir Ki?


Yeni bir dil öğreniyorsan, bana göre en önemli şeylerin başında, kulak haşinalığı gelir. O yüzden ben yaklaşık üç senedir Çince dışında ne adam akıllı şarkı dinlerim nede dizi izlerim. Ee malum etrafımızda ha diyince Çinli birini bulup Çince duyamayacağımıza göre, iş başa düşüyor. Daha düne kadar Kore dizisileriyle yatıp kalkan ben, artık Tayvan dizilerine sardım. Açık konuşmak gerekirse, hiçbir zaman Çin&Tayvan dizilerinin Kore dizileri kadar iyi olduklarını sanmıyorum ama şarkıları için aynı şeyi söyleyemem. Gerçekten kendine bağımlı yapan, dinlemekten gerçekten zevk alıyorum Çince müzikleri. Gelenekselinden tut popülerine kadar gayet başarılı parçalar var. Şimdi sizler için benim şu sıralar sürekli dinlediğim bir iki parçayı paylaşmak istiyorum.Ama şimdiden söyleyeyim hepsini duygusal parçalardan seçtim. İyi dinlemeler :)

胡夏- 同桌的你 

 
Bu parca su siralar izledigim 回到爱以前 ingilizcesi Dejavu isimli dizide surekli calan bir parca。Ki bana kalirsa tam olarak tercumesi "aşk öncesine dönüş" olmaliydi hahah


王铮亮- 时间都去哪儿了

Bu şarkının sözleri çok güzel ve anlamlı..İnsanı düşündürüyor, eskilere götürüyor. Mesela nakarattan iki cümle; (Kendi çevirim arkadaşlar yanlışlık varsa affola^^)

  • 时间都去哪儿了 Shijian dou qu naer le Tüm zaman nereye akıp gitti? 
  • 还没好好感受年轻就老了 Haimei haohao ganshou nianqing jiu laole Doyamadan gençliğe birden yaşlanıverdik
  • 生儿养女 一辈子 Sheng er yang nv yibeizi Bir ömür besle büyüt çocukları
  • 满脑子都是孩子哭了笑了 Man naozi dou shi haizi ku le xiao le Kafanın içi hep çocuklarla dolu (güldüydü, ağladıydı)


Son olarak bir tane hareketli kıpır kıpır bir şarkı paylaşayım. Hüzün kaplamasın dört bi' yanınızı :D
 

Devamını Okumak İçin Tıkla

8 Ağustos 2014 Cuma

Pekin Operası


Ucundan köşesinden de olsa eminim çoğumuzun kulağına çalınmıştır Pekin operası. Çin'de bir çok opera var ve bunlar bulundukların yerlerine göre adlandırılırlar genelde mesela Pekin operası, Sichuan operası. Bir kez Sichuan operası yüz çevirme gösterisi izledim manyak birşeydi ! Bir sn içinde yüzündeki maskeyi değiştiriyordu oyuncu. Neyse geri dönersek, Pekin'de oluştuğu içinde Pekin operası olarak adlandırılmıştır. Bizim köy seyirlik oyunları gibi düşünülebilir. Genelde anlatılan hikayelerin konuları aşk, savaş, kahramanlık gibi türler oluştururdu.

Pekin operasının en önemli ve dikkat çeken özelliği yüz makyajlarıdır. Hatta bende oradayken iki kez Pekin operası maske boyama kursuna gitmiştim acayip eğlenceliydi! Oyuncunun suratındaki makyajdan onun iyi mi, kötü mü, soylu mu değil mi, hain mi olup olmadığı herşey anlaşılmaktadır. Misal, siyah renk kişinin dürüstlüğünü, kırmızı renk kişinin sadakatini sembolize eder. Benim en dikkatimi çekense beyaz renk kişinin kurnaz ve sinsi bir kişiliği olduğunu simgeler. Çinliler kendilerini sarı tenli olarak sayar ve beyaz ten her zaman batıyı temsil etmektedir. Ve o zaman için batılılar Çinlilerin hiç de hoşlanmadığı güvenmediği insanlardı. Merak etmişimdir acaba bununla bir alakası olabilir mi.

Çin'de bulunduğum süre zarfında iki kez canlı olarak Pekin operası izleme fırsatı yakaladım. Nasıldı derseniz.. ilkin de çok sıkıldım hahahah ne anlattıklarını çinliler bile bazen anlamıyor ben artık hal ve tavırlardan ne olup bittiğini anlamaya debelendim.Anlamadığın için müzikte bir süre sonra baş ağrısı yapmaya başlıyor. İkinci gittiğimde oyunda ne anlatılmak istediği az buz anlamıştım o yüzden keyifli geçmişti. Ama kostümlere laf yok çok ilgi çekici! Yabancılar her ne kadar beğenmese de Çinliler çok büyük ilgiyle izliyor. Özellikle yaşlılar!
Son olarak eskiden kadınların oynaması yasak olduğu için kadın rollerini de seslerini incelterek erkekler oynamaktaydı.
ÖNEMLİ NOT: Arkadaşlar videoyu izledikten sonra dehşete kapılmayın çinliler normal hayatta böyle konuşmuyor hahahah

Devamını Okumak İçin Tıkla

7 Ağustos 2014 Perşembe

Nereye Kayboldu Bu Blogger?



Uzuuuuun zaman oldu buralara uğramayalı..Bu blogu açarken hiç böyle planlamamıştım, güya buradayken anı anına güncelleyecektim.Yazı yazamadım resim koyarım diyordum. Olmadı, yeri geldi net çok yavaştı sinirlendim kapattım, yeri geldi ben çok meşguldum vakit olmadı. Neyse o zaman yazalım mı şimdi oturmuşken bilgisayarın başına :D
Bitmez gibi gelen bir sene göz açıp kapayıncaya kadar bitti, son bir ayım kaldı Türkiye'ye dönmeme. Dönmek istiyor muyum..Bir yandan ailemin arkadaşlarımın özlemiyle dönmek istiyorum, bir yandan burada hayat çok toz pembe, çok rahat burada kalmak istiyorum...İşte öyle iki arada bir derede saçma duygular içerisindeyim.Nasip..kimbilir belki kaderimizde tekrar gelmek vardır! Yanarım yanarım en çok da buralara kadar gelmişken Kore'ye geçemediğime yanarım yaa! Gerçi yine benim hatam, geldiğimden başlayıp para biriktirseydim şuan uçak bileti vs param elimde olmuş olurdu.
İlk başlarda herşey çok güzel, ayakların havada geziyorsun falan. Sonra bir zaman geliyor bilmiyorum Pekin'in haftanın 5 günü puslu havasından mıdır nedir bazen çok bunalımda hissediyorum.(Bu arada yukarıdaki resim, bisiklet sürerek olimpiyat parkına gitmiştik,sırılsıklam olduk o ayrı) Çok arkadaşım var, misal kampüste yürürken 50 adımda biriyle selamlaşıyorum ama yine de canın sıkkın olduğunda yanında kimse yok..Çinlilerle sohbet ediyosun ama bir yere kadar tat vermiyor..O en yakın arkadaşlarınla yaptığın en saçma sohbetin tadı hiç biyerde yok..İşte o zamanlar anlıyorsun ki Türkiye'ye ufaktan ufaktan dönmenin vakti gelmeye başlamış..
Annemm yaaa nasıl burnumda tütüyor..Kıyamam geçen telefonda konuşuyoruz şu kadar ay şu kadar gün kaldı gelmene diyor..Geri döneyim söz anne sözünden çıkmayacağım, kardeşimle kavga etmeyeceğim, yemek seçmeyeceğim, daha fazla ev işi yapacağım, sabah kahvaltılarına yardım edeceğim..Kısacası ben evimi özledim..! 
Devamını Okumak İçin Tıkla

30 Aralık 2013 Pazartesi

İlginç Ülkenin İlginç İnsanları

        
            
Uzunca bir aradan sonra herkese merhabalar! 2013'ün son gününde, hiç olmazsa bu vakte kadar neler yaptığım hakkında bir şeyler karalayayım dedim. Türkiye'deyken hiç böyle hayal etmemiştim, diyordum ki; her gittiğim yeri, her gördüğüm şeyi yazar paylaşırım. Ama bakıyorum altı üstü üç dört yazı yazmışım. Aslında hep aklımda bloğu güncellemek ama bir türlü fırsat bulamıyorum fırsat bulduğumda da ya net aşırı yavaş oluyor sinirlenip geri kapatıyorum yada programda sorun çıkıyor blogspotu açamıyorum. Umarım beni unutmadınız :)

 
Buradayken her gün yeni  ilginç daha doğrusu 'tuhaf' şeyle karşılaşıyorum. Blog da yazarım diye zaman zaman bunları not almıştım. O zaman başlıyorum; Çin ve tuhaf insanları :D
  1. En merak edilen konu 'yemek'. Arkadaşlar merak etmeyin Çin'e gelipte aç kalmazsınız. Mesela ben tavuk bile yemediğim halde aç kalmadım, yiyebileceğim yerler keşfettim sürekli. Ben çok şey seçtiğim, yemediğim halde sorun yok diyorsam, eminim sizlerde bir sorun yaşamazsınız.
  2. Çinli öğrencileri gördükten sonra aslında pek de çalışkan bir nesil olmadığımızın farkına vardım. Tek çocuk olmanın verdiği baskıdan dolayı mıdır nedir hepsi deli gibi ders çalışıyor, kütüphanelerde oturacak yer bulamıyorsun çoğu zaman. Çoğu çinli hafta için kampüsten dışarı adım atmıyor. Bense kampüse girmiyorum :D
  3. Eğer bir gün Çin'e gelirseniz bu diyeceğimi kesinlikle deneyin :D Nedense Çinliler yabancıları övmeyi çok seviyor. Biriyle karşılaşıp altı üstü 'nihao, xiexie' (merhaba, teşekkürler) diyorum hemen ooo çincen çok güzel! diyorlar :D
  4. Deli gibi spor yapmaları! Gençler bizim gibi okul ev arasında mekik dokuduğundan genelde çok yapmasa da yaşlılar inanılmaz aktif bu ülkede. Ben sabahın sekizinde okula giderken bakıyorum yollarda biz grup yaşlı müzik eşliğinde taiqi yapıyor, kimisi geri ileri yürüyüş yapıyor, kimi dans ediyor.. Parklar spor yapan yaşlılarla dolu!
  5. Evet, şimdi burada şahit olduğum tuhaf alışkanlıklara geçebiliriz. Her gördüğümde güldüğüm bir olay var ki; Çinli erkekler kadınların şahsi cicili biçili çantalarını taşıması! Arkadaşlar tamam bizim ülkemizde de erkekler yardım amaçlı çanta taşır, okey ama ben hiç bizim Türk erkeklerinin kırmızı, parıltılı kadın çantaları kollarında taşıyıp gezdiklerini hayal bile edemiyorum. La bi git beni rezil mi edecen demezse neyim! :D -Aşağıdaki resim en normali, daha ne cafcaflıları var-
  6. Yere tükürmek! Kadını erkeği yaşlısı genci.. maalesef sokak ortasına, gürültülü bir sesle her önüne gelen tükürüyor :( :(
  7. Öğrenciler birlikte duş alıyor.. Evet, maalesef bunu buraya geldikten sonra öğrendim. Hayal etmesi bile güç ama Çin'de yurt şartları hiç iyi değil. Çinli öğrenci yurtlarında banyo yok, kar kış demeden gariplerim dışarıya duş almaya gidiyorlar. Ve duyduğuma göre orada da kabin vs gibi herhangi bir bölme bulunmamakta. Herkes anadan doğma birlikte.. tövbe estağfirullah Allahtan yabancı öğrenci yurtlarının herşeyi var..
  8. Türkiye'de dizi izlerken hep görürdüm kızlar soğuk havada bile mini şort veya etek giyiyor üstte mont. Diyordum ki yok artık daha neler, kesin dizi diye böyledir gerçek olamaz. Şaka gibi ama dostlar gerçek! Hava buz gibiyken, ben don üstüne don giyerken, çıplak bacak gezen kızlar görmek çok normal burada. Gerçi onlarında çoğunluğunu koreli kızlar oluşturuyor.
  9. Orta yaşlı adamlarda bir moda var ki sormayın, sol elin serçe parmağı tırnağını uzatmak.. ıyyy iğrenç bir görüntü oluşturmasının bir yana birde o tırnağı kulak karıştırmak için kullandıklarını öğrendikten sonra ne zaman öyle adamlar görsem tiksiniyorum... :(
  10. En sıkıntılı mevzulardan biri de tuvaletlerde su yok, adamlar  taharet almadıkları için :( Ve maalesef çoğu insan tuvaletten sonra ellerini bile yıkamadan çıkıyor. Sadece Çinliler böyle anlaşılmasın yurdumun çoğu asyalı; Japon Kore Tayland vs. onlar da aynı şekil maalesef..
Şimdilik bu kadar madde aklıma geliyor. Hatırladıkça devam versiyonlarını yazmaya çalışacağım bu yazının. İyisiyle kötüsüyle bir dönem bitirdim..Yolda yürürken hala inanamayıp 'abi ben cidden burada mıyım' falan diye kalıyorum..Dilerim yeni yıl herkese şans getirir, benim gibi eşekten düşmüş karpuza dönersiniz ama mutluluktan.. Tüm hayallerinizi gerçekleştirmeniz temennisiyle Pekin'den herkese kucak dolusu sevgiler :)
 
Devamını Okumak İçin Tıkla

29 Eylül 2013 Pazar

Çin'de Hayat Devam Ederken


Bugün tam havamdayım, hafta içinin aksine 12 buçukta kalktım, ağır ağır kahvaltımı yaptım. Sonra bloğumu açtım sizlerin güzel mesajlarını gördüm moral tavan yaptı :D
İnanın yazdığınız o güzel dilekleriniz için hepinize teşekkür ederim. 谢谢-- xie xie ! Az biraz Tayvan dizisi izlediyseniz bu kelimeyi çok duymuşsunuzdur, okunuşu şie şie, teşekkür ederim demek.

Daha 中秋节 tatilinden yeni çıkmışken burada başka bir tatile daha girdik. Hemde 9 gün!! 国庆节 bu dönemin son tatili. Bu arada farkettiyseniz her bayram,festival özel gün vs arkasında  'jie' var, anlamı bayram, festival demek.


Bu 9 günlük tatil için çok güzel planlar yapmıştım, başka şehirlere geçmek gibi ama hepsi havada kaldı. Çünkü pasaportum olmadan gidemezmişim sanırım. Benim pasaportta vize başvurusu yaptım aldılar :(

Dün yemekteyken Sırp bir arkadaşla Çinlilerin yabancılara nasıl uzaylı gibi baktıklarından konuşuyorduk. O da aynı şeyleri yaşıyormuş, kendimi burada star gibi hissediyorum diyor :D Gerçekten de öyle, insanlar size bakarak yürüyor, kendi aralarında sizi göstererek fısıldaşıyorlar, az bir cesareti varsa da yanınıza gelip resim çekinmek istiyorlar. Ama genelde utangaç oldukları için çaktırmadan resminizi çekiyorlar :D Bu ilgi çoğu zaman çok iyi hissettiriyor. Meğer Türkiye'de kıymetim bilinmiyormuş ayol ^^

Aşağıdaki resim tam anlamıyla doyduğumu hissettiğim sayılı günlerden birine ait. Yeni tanıştığım Malezyalı iki arkadaş beni güzel bir Uygur lokantasına götürdüler. Herşey çok lezizdi!


Bu arada Türkiye'deyken Çinlilerin alışveriş sitesi Taobao'da çok gezerdim, orada gördüğüm şeker kıyafetleri 'bulacam oğlum sizi' edasıyla süzerdim :D Şu sıra sürekli Taobao'da alışveriş yapıyorum çok daha uygun. Malum dışarda pazarlık yapmaya kalkınca seni yabancı gördüler mi bitti fiyat hemen tavan yapıyor. Bizim Türkiye'de de satıcılar fiyatı yükseltir, pazarlık payı bırakır ama çok fazla değil. Burada satıcılar inanılması güç fiyatlar söylüyor. Mesela bir keresinde bi kazak sordum kadın bana 140 yuan dedi. Almıyorum ayağına yatarsanız hemen düşüyorlar, hele birde dönüp arkanıza gidin arkanızdan bağırıyorlar tamam gel al al diye. Kaça indirdim dersiniz o fiyatı, 50 yuan'e :D

Çin'de zengin olmak işte bu kadar basit. Bi' para çeviriyorsunuz sonra deste deste paralar :D

Doğrudan alışverişin birde şöyle bir yanı daha var, almayınca kızıyorlar! Evet, doğru birden sesleri yükseliyor almayacaksan niye uğraştırıyorsun havalarına giriyorlar. Birde Çinceniz iyi değilse başlıyorlar bıdı bıdı konuşmaya korkuyor insan. Bir keresinde alışveriş sırasında kadın baktım aldıracak bana kıyafeti, sesi de yükseldi sinirli sinirli konuşuyor. Korkup almamı bekledi ama bende bir başladım çekişmeye, almıyorum güle güle dedim çıktım. Kesinlikle Çin'de pasif kalmayacaksın!

Bizim okulun içinde Kore ve Japon restoranları var. Malum öğrencilerin çoğunluğu onlardan oluşunca. Bir akşam arkadaşlarla Kore restoranına gittik, Türkiye'deyken gitmeyi çok istemiştim, nasip burada gitmekmiş. Bu resimde yediğim yanlış bilmiyorsam bibimbap idi. Menüde sadece korece ve çince yazdığı için anlayamadım resme göre seçtim. Normalde üzerinde yumurta da oluyor ama ben koydurtmadım.


Son olarak en çok merak ettiğiniz konuları yazarsanız bir sonraki konumu onlara ayırabilirim. Mesela yemek konusu en çok merak edilenlerdendir heralde, en kısa zamanda ondan da bahsedeceğim. Şimdilik benden bu kadar, mutlu haftasonları dilerim :)

Devamını Okumak İçin Tıkla

18 Eylül 2013 Çarşamba

Yazlık Saray

            Yeni haftaya adım attık, dersler son sürat başladı. Bugün ilk ders biraz ürkütücüydü. Gözüm korkmadı desem yalan olur çünkü bilmediğim çok kelime vardı dersin içeriğinde. Umarım üstesinden gelebilirim. Konuşma dersinin hocası çok şeker bir adam çok sevdim arada derste espri vs yapıyor ve yüzü sürekli güler bir vaziyette :)
Aslında aklımdaydı sınıfın resmini çekecektim sonra dedim ki aman koca sene buradayım bir ara çekerim. Keşke çekseymişim şimdi yüklerdim. Sınıfımda Japon bir kız var Allah'ım nasıl tatlı bir tipi var anlatamam size tam animelerden fırlamış gibi !

Neyse asıl konumuz Yazlık Saray gerçek ismiyle 颐和园。O kadar büyük ve güzel bir mekan ki anlatamam, ben çok beğendim! Zaten Yazlık Saray 1998 yılında Dünya Kültür Mirasları Listesi'ne alınmış. Şimdi saray deyince bir tanecik bina gelmesin aklınıza. Devasa bir park içinde çeşitli büyüklükte bir sürü yapı. Özellikle Budist Tapınağı görülmeye değerdi. Hele oradan aşağıya doğru bir manzara var ki inanılmaz!!

 
 
 
Bolca yürüyüp yorulduktan sonra Kunming Gölünde (sanırım ismi bu idi) kısa bir gezintiye çıktık. Kesinlikle tavsiye ediyorum böyle tüm yorgunluğunuzu, stresinizi alacaktır. Ama asla ve kat'a İstanbul'un güzelim boğazıyla boy ölçüşemez. Sadece aşağıdaki resimde gittiğimiz yerde su çok güzeldi diğer yerler hep bulanıktı.
 
 
Daha fazla resim paylaşmak istiyorum ama yüklemede sorun yaşıyorum maalesef. O yüzden bu seferlik affedin beni. Burada sevdiğim her site yasaklı olmayaydı iyiydi. Okuldan sonra gelip yurtta  twitter'a girip iki kafa dinleyeyim diyorum ama nerede.. Neyse idare edeceğiz artık.
 
Okulumda çok fazla yabancı öğrenci var biliyordum ama bu kadar çok koreli olabileceğini tahmin etmemiştim. Şaka gibi kampüste her 10 çekik gözlüden 7si kesin korelidir :D Yurdum da şansıma çok fazla koreli var hele kapı komşularım 2 koreli kız var ki sormayın tatlılıklarından yenmiyor. Arada odama geliyorlar sohbet edelim diye bir bakıyoruz saat kaç olmuş. Bu arada bu kadar çok Asyalıyı bir arada görünce bir gerçeği farkettim gerçekten koreliler direk ayırt ediliyor aralarından. Bunu korelileri sevdiğim için söylemiyorum gerçekten diğer kızlara ve erkeklere göre daha süslü ve bakımlılar.
 
Son olarak yarın Çin'de 中秋节 yani Güz ortası bayramı gibi bir şey. O yüzden okullar tatil ! İnanılmaz ihtiyacım vardı dinlenmeye tam isabet oldu. Yarın çıkıp sokaklara bol bol gezeceğim bakalım Çinliler bu bayramda neler yapıyor. Şimdilik benden bu kadar. Kendinize iyi bakın :)
 
Devamını Okumak İçin Tıkla

2 Eylül 2013 Pazartesi

Sonunda Çin'deyim!!

       Yeniden burada olmak çok güzel ! Geldiğimden beri nete girme fırsatım pek olmadı çıldırmak üzereydim ki sonunda net buldum! :D Çok şükür 18 saatlik uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Çin'e ulaştım. Yurduma da yerleştim. Yavaş yavaş kendi düzenimi kurmaya çalışıyorum. Arada zaman farkı olduğu için şimdilik eşekten düşen karpuz misali yorgun argın dolanıyorum. Türkiye'de sabah iken Çin'de akşam bu yüzden hala alışamadım geceleri uyuyamıyorum rahat rahat.
Daha geleli 2 gün olduğu için pek resim çekemedim. Vaktimin çoğu evrak işlerini halletmek ve eksik gidermekle geçiyor şu sıralar.
 
Çin'den ilk izlenimlerim..beğendim..çevre vs gerçekten güzel. İnsanlar yardımsever. Birde uzaylı görmüş gibi bakmasalar çok daha iyi olacak, genelde Çinliler yabancılara karşı çok meraklı. Amcalar yolda durdurup 'güzel kız nerelisin?' falan diye soruyorlar düşünün :D Hahahaha adamlar güzelden anlıyor ayol :D :D Şaka bi yana inanın orta halli bir güzellikte bile olsanız onlar için çok güzelsiniz.

Ayrıca marketlerle inanılmaz ilginç şeyler var. Hepsinin tadına bakmak istiyorum ama güvenemiyorum malum adamlar ne bulsa yiyor :D

 
 
Bunlar Çin'den aldığım ilk yiyecekler. Şu 5 tane küçük şişeyi eminim hatırlarsınız az biraz kore dizisi izlediyseniz. Bende hep merak ederdim markette görür görmez kaptım bir tane. Tadını sorarsanız hiç beğenmedim ama sanırım bizim aldığımız çeşit güzel değil, yoksa nasıl içiyorlar öyle.

 
Bakın burada kim var hahaha evet Kim NaNa shiii. Türkiye iken bu içeceğin reklamını izlemiştim Jang Geun Seokla birlikte oynuyorlar. Görünce dayanamadım bunu da hemen aldım. 3 yuan verdim.

 
Şuan için en çok dikkatimi çeken bir diğer durum ise, yıllarca Çin çok ucuz diye kandırılmışız. Tamam bizim paramıza çevirince herşey çok uygun ama yuan'e göre bence herşey gayette pahalı. Diyorum bu çinliler nasıl yaşıyor yahu bu pahalılıkta? Belki de bunun sebebi benim Çin'in en pahalı şehirlerinden biri olan Pekinde olmamdan kaynaklanıyor da olabilir bilemeyeceğim :/  Mesela küçük orta çapta bir havlu burda 45 50 yuan yada gayet normal sayılabilecek bir ayakkabı 250-300 yuan falan. Daha geleli çok fazla olmadığı için uygun yerleri keşfedemedik.
Neyse şimdilik ben kaçayım. Bilmiyorum çok gezdiğim için mi yoksa hava değişiminden midir nedir kendimi çok yorgun hissediyorum. Gidip biraz kestireyim :P
Devamını Okumak İçin Tıkla

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Çin Macerası Başlasın Bakalım



Herkese merhabalar!! 大家好!!

Uzun zamandır ara vermiştim blog yazmaya, ama çok güzel bir haberle geri döndüm. Önümüzdeki günlerde bu blogu açma hayalim gerçekleşecek inşallah. En başında burayı Çin'den dolu dolu resimlerle mini bir günlüğe çevirmeyi planlamıştım. Sonunda o gün geldi ve Çin'e gidiyorum. Çok yoruldum, çok zorlandım ama meyvesi çok güzel oldu. İstediğim şehre, istediğim okula gidiyorum. Şimdilik benden bu kadar. Haydin görüşürük! :)
Bu arada yukarıdaki resimde Çince Türkiye yazıyor. Tu Er Qi , Türkiye demek. :) :)
Devamını Okumak İçin Tıkla

Devamını Okumak İçin Tıkla

19 Mart 2013 Salı

幸福的向日葵 - Sıcacık Bir Film Tavsiyesi

 
Şu sıralar güzel filmler yada diziler izlediğim halde hepsini biriktiriyordum rahat bir zamanımda yazmayı planlamıştım. Taa ki az önce izlediğim filme kadar. Bizden çok farklıydı konuştukları, dilleri ama bizden birileriydi sanki..başroldeki teyzem sanki kendi anneannemdi.. Herşey öylesine sıcaktı ki filmde, sonunu bilseniz de, tahmin etmek hiç zor olmasa da, o mutlu sakin hava sizi ekran başından kaldırmıyor. Bolca duygusal anlar yaşayacağınız bu film, bir babaanne ve küçük torunu Amanguli'nin babasını bulma yolculuğu üzerine kurulu. Küçük kız öylesine tatlıydı ki yer yer olsa da sevsem dedirtiyor insana.

Babaanne Amanguli, kızını kaybettikten sonra torununa kendisi bakmaktadır ve damadına kızını bırakıp gittiği için çok kızmaktadır. Amanguli'nin babası, aslında onları terketmemiş sadece onlara daha iyi bir yaşam sunabilmek için para kazanmaya gitmiştir. Amanguli annesini kaybettikten sonra babasını arayıp bulmak ister. Ancak bir türlü babaannesini ikna edemez, babaanne Amanguli, hala sinirlidir damadına. Ancak torununun babasını çok özlediğini fark edince ona acır ve bohçasını alıp Amanguli'inin babasını bulmaya yola koyulurlar. Yolda bir sürü insanla, ayrı ayrı hikayeyle karşılaşırlar.. Sonunda..sonunu söylemeyeyim, izleyin görün neler oluyor. Bence kesinlikle pişman olmayacağınız bir film. Uygurlu kardeşlerimiz binlerce kilometre ötedeler, hiç anlamadığımız bir dili konuşuyorlar..Ama daha ilk dakikasından anlayabilirsiniz..çok farklı değiller..karşı komşunuz Ayşe teyze gibi,  Hasan amca bizden birileri..Amanguli babaannenin üzerindeki fistan, başındaki yazması, hiç yabancı değil..


Ayrıca Çince açısından da yaklaşırsak, dili çok anlaşılır ve tane taneydi. Çoğu repliği altyazısız anlamayı başardım. Yada benim kulağımda ilerleme var heheh umarım. İzleyin, ille de izleyin. Hatta buyrun size linkte vereyim. İngilizce altyazılı kabul ederseniz şu siteden rahatça izleyebilirsiniz. Haydin 再见!





Devamını Okumak İçin Tıkla

11 Şubat 2013 Pazartesi

Tadına Baktığım Çin Yemekleri-1

大家好 ! Da Jia Hao! Herkese Merhaba!
Daha Çin'e gidemedim ama şimdiden aile çevresinden yada komşu teyzelerden kızz sen oraya gidince ne yiyeceksin? Aman sakın böcek falan yiyeyim deme! gibi ikazlarına alıştım hatta bıkkınlık geldi. Bende sinir olsunlar diye ooo yemem mi mis miss  deyip kaçıveriyorum :D Şaka bi' yana bir iki şeyin haricinde Çin yemeklerinden yediğim söylenemez ama aç kalacağımı hiç zannetmiyorum. Olmadı zaten buradan alışkınız ramen yemeye, orda da yeriz kkkk Ahh bi gidebilsem... T.T Ama inanıyorum seneye ordayım bekleyin beniiii! :D
Neyse sizlere bugün tatma fırsatı bulduğum bir iki Çin yemeğinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle Çin'in olmazsa olmazlarından Çin mantısı Jiaozi 饺子 & Baozi 包子 dan bahsetmek istiyorum. Bizim mantının 10 katı neredeyse boyut olarak. İçindeki kıyma bayağı bi' hallice :D İlk yediğimde köfte yiyorum sandım.
Katlaması da bizim mantılarımızdan farklı. Yukarıdaki gibi büzük büzük yapmanız gerekiyor Jiaozi'yı. İlk başta yapamamıştım ama bir iki denemeden sonra işi kıvırdım. O kasenin içindeki soya sosu, çinlilerin olmazsa olmazları. üstünde yüzen tanelerde sarımsak. Mantıyı soya sosunun içine batırarak yiyebilirsiniz, güzel bir birleşim oluyor. Ayrıca bu mantının 3 farklı yeme şekli var; buharda, haşlama ve kızartma. Ben haşlama ve kızartmadan tattım, bence kızartma olan daha güzel.
Baozi ise bunun daha büyük ve yuvarlak olanı. Onun çok daha güzel bir şekli oluyor. Sanki mantı değil de kıymalı ekmek yiyorsunuz.
 
牛肉面 NiuRouMian, leziz bir şey! Bunun anlatılacak bir tarafı yok sanırım sebze et ve erişteden oluşuyor kısaca. Birçoğunuz ramenlerden alışkındır zaten bu tada. Hocamın bir tanesi sizin makarnalarınız hiç güzel değil demişti de inanmamıştım, adam cidden haklı. Bizim kolay yemek, atıştırmalık olarak yaptığımız makarnayı birde böyle yiyin bakalım sonradan eski makarna size tat vericek mi.
 

Şimdilik benden bu kadar karnım acıktı şu yazıyı yazana kadar. Çin'e az buz ilgisi olan herkes herhalde yemiştir bu üç yemeği. Ben bunlar haricinde 2 yemek daha tattım. Biri gerçi aperatif sayılır.Onlardan da bir sonraki yazılarımda bahsetmeyi düşünüyorum. Pekin ördeğinden daha yeme fırsatım olmadı. Pekin'e gittiğimde orada hesaplaşacağız onunla :D Haydinn görüşürük 改天见! :)
 
Devamını Okumak İçin Tıkla

24 Kasım 2012 Cumartesi

Hear Me - Duy Beni



Uzun zamandır ertelediğim filmlerden biriydi Hear Me. İzledikten sonrada pişman olmadım değil hani niye daha önce izleyip, izlettirmedim.Çin&Tayvan filmleri güzel olmuyor diyenlere şırankk diye göstermedim.Ben ne Çin filmleri bilirim 10 Kore filmine bedel! Neyse yavaş yavaş değişiricez bu önyargıları JDediğim gibi insanlar merak etse de Tayvan yapımı diye uzak duranlar yada şöyle esaslı bir analiz bekleyenler var. (İsmi lazım değil baş harfi Sevda^^) O yüzden lafı fazla uzatmadan bu dünya tatlısı filme geçeyim.


Ting  Çince’de dinlemek demek, Shuo  ise konuşmak,söylemek. Bu ikisi birleşince anlam ‘duymak, işitmek’ oluyor.Filmin isminden de kopya verildiği üzere, 2 işitme engelli gencin -siz öyle sanın :D – sıcacık aşkını anlatmakta.
Yang Yang (Ivy Chen), işitme engelli ablası Xiao Peng ile tek yaşamaktadır ve tabiri caizce Yang Yang sanki Xiao Peng’ın ablası gibidir.Yang Yang evin geçimini sağlamak için okulu bırakıp çalışmaya başlar.Yang Yang’ın tüm hayatı Xiao Peng’dan oluşmaktadır.En büyük hayali yine ablası içindir, onun işitme engelliler yüzme yarışmasını kazanmasını ister.Ivy Chen bu filmle En İyi Bayan Oyuncu ödülünü boşuna almamış.Düşündüm de o kadar hareketi ezberlemek her yiğidin harcı olmasa gerek.Ama benim gönlümün birincisi tabiside Eddie Peng oldu! Tek kelimeyle bayıldım Tian Kuo’ya..Her el hareketini şekilden şekile giren surat ifadeleriyle anlatması on numaraydı.



Tian Kuo (Eddie Peng) ise, aile restoranında teslimatçılık yapan, bir ailenin bir çocuğu tatlı mı tatlı, al eve besle misali bir şey! Bir gün teslimat yapmak için işitme engellilerin antreman yaptığı yüzme havuzunda Yang Yang’ı görür.Onun etrafa adeta neşe saçan, ablasına anne şefkatinde tavrını görünce ona aşık olur.Teslimatı yaparken Tian Kou, Yang Yang’ında işitme engelli olduğunu sanıp, onunla işaret diliyle konuşur.Böylelikle Yang Yang’da onun işitme engelli olduğunu zanneder.Biraz karmaşık oldu ama kısacası herşey bir yanlış anlamadan ibarettir.O günden sonra Tian Kou, Yang Yang’la konuşmak için işaret dilini ilerletmeye çalışır.Gel zaman git zaman bu ikili birbirine aşık olur.Konuşamadan sadece hareketlerle öyle de güzel anlaşırlar ki aslında bazen kelimelerin hiçbir anlam ifade etmediğini anlarsınız.İhtiyacınız olan tek şey aslında sizi seven, tanıyan biridir.Onu buldu mu da bir bakış bile yeter..
Herşey böyle güzel giderken, elbet işlerin değişmesi lazım ki az heyecan gelsin dimi :D Yang Yang artık vaktinin çoğunu ablasıyla değil Tian Kuo ile geçirmektedir.Bir gece yan evde yangın çıkar ve Xiao Peng dumandan etkilenip hastaneye kaldırılır.Yang Yang bu durumdan kendini sorumlu tutar.Ayrıca ablasından durumu bildiği için, işitme engelli biriyle birlikte olmanın çok zor olduğunu düşünmektedir.Bu yüzden Tian Kuo ile görüşmeyi keser.Tian Kuo’nunda ailesi işitme engelli bir geline pek de hoş bakmamaktadırlar.İşte burası benim en sevdiğim kısımlardan biri oldu.Hani hep alışmışızdır ya Kore dizilerinde aileler hep karşı çıkar ya o kız ya biz falan triplerine girerler, heh işte burda aile bakıyor oğulları çok mutsuz bu kızı kabul etmeye karar veriyor üstüne birde sevimli mi sevimli kızla anlaşma çabaları eklenince güzel görüntüler ortaya çıkıyor.
Vel hasıl kelam, sonunda Yang Yang yüzme havuzunda tek başına otururken Tian Kuo gelir arkasına oturur ve –Yang Yang’ın duymadığı zannederek- onu sevdiğini ve ailesiyle tanıştırmak istediğini söyler.Yang Yang duyduklarına inanamaz, ama bozuntuya da vermez.Ta ki, ailesiyle tanışmaya gittiğinde Yang Yang konuşmaya başlar..Tian Kuo şok, ailesi şok, biz şok :D
Sonunu az buz tahmin etmiş olsam da yinede keyifle izledim.Filmin çoğunun sessiz gitmesi yada hafif durağan ilerleyişi canınızı birazcık sıksada bence bitirin.Bu öyle biraz boşum var o arayı doldurayım geçip gitsin tarzı izlenecek bir film değil.Sakin kafayla, oturun sonunda yüzünüzde koca bir tebessümle ayrılacağızı temin ederim.

"Aşk ve hayaller mucizevidir.Onların duymaya, 
sözcüklere veya tercümeye ihtiyaçları yoktur."





Devamını Okumak İçin Tıkla

11 Eylül 2012 Salı

Fondant Garden


Çocukluğumun bir döneminde izlediğim bir dizide başroldeki kadının çok şeker küçük bir cafe'si vardı kendince pastalar, küçük şirin tartlar vesair yapardı.O sıralar çok imrenirdim hatta bi ara pastahane bile açmak istemiştim.-şu yaşıma gelene kadar olmak istediğim şeylerin sayısı zibilyon tane olduğunu varsayarsak, çok da önemli bir mesele değilmiş- Bu dizinin afişlerini görür görmez direk o zamanlar aklıma geldi :) Bu diziden sonra cidden ne kadar beceriksiz bir kız olduğumu anlamış bulundum..asjahsjdgasald
Neyse şimdiden uyarayım dizinin başına boş mideyle oturmayın mazallah, ekran başında kendinizden geçebilirsiniz benden söylemesi :)
Şimdi farkettiyseniz bu kez çok farklı bir yöntem seçtim bu diziyi anlatmak için.Allah sizi inandırsın bir türlü yazamadım.Olaylar, kişiler birbiri içinde ve hiçbiryerin atlanmaması lazım.O yüzden yarım saat debelendikten böyle bir yöntem aklıma geldi.Umarım daha da karmaşıklaştırmamışdır. (?) ajsdajhgsdaf  :D

1.Zheng Mi En (Jian Man Shu -üstüne basa basa belirtmek lazım çünkü çoğu sitede yanlış belirtilmiş.Dizinin önceden kadrosunda Mi En rolü için Shara Lin vardı ancak sonradan değiştirilip yerine Jian Man Shu diziye girdi.) babasının ölümünden sonra onun yadigarı pastahaneyi tek başına yürütmeye çalışan, pasta yapmak konusunda çok yetenekli bir kızdır.
********
2.En yakın arkadaşı Chen Ai Lin ise, ünlü bir pasta şirketi sahibinin, pastanın p'sinden anlamayan kızıdır.Ai Lin yıllarca herkesten bunu gizler ve ihtiyacı olan pastaları kendi yapmış gibi Mi En'e yaptırır.Bir gün Ai Lin Kore'de düzenlenen bir pasta yarışmasına katılmak zorunda kalır.Bunun üzerine Ai Lin, Mi En'ı alıp Kore'ye götürür ve onu gizlice kendi yerine yarışmaya sokar.Yarışmada Mi En birinci olur ancak herkes onu Ai Lin zannetmektedir.
********
3.Pu Xi Huan, CNR şirketi sahibinin şımarık, aklı bir karış havada oğludur.Babasının büyük ısrarlarına rağmen bir türlü şirketi devralmak istemez.Bunun yüzünden Tayvan'a kaçar.Orada geçirdiği küçük bir kaza sonucu hafızasını kaybeder ve Mi En'ın cafesinde yaşamaya başlar.
********
4.Yan Han Xiang ise, CNR başkanının herkesten sakladığı gayri meşru çocuğudur.Pu Xi Huan'ın aksine Han Xiang çok çalışkan ve başarılı biridir.Ayrıca Han Xiang, Ai Lin'in okul yıllarından beri "senyor" diye dövünüp durduğu aşkıdır.
********
Evet, kaba taslak dizimiz bu şekilde.Şimdi ayrıntılara inelim.Zheng Mi En, Han Xiang'la Kore'de kazara tanışır ve ona aşık olur.Han Xiang onu pastacılar kralının kızı Ai Lin olarak tanımaktadır.Tek derdi babasından ufak bir sevgi görmek olan Han Xiang babasının isteği üzerine Ai Lin (Mi En)'e yaklaşır.Amacı onu kendine aşık edip 2 şirketin birlikteliğini sağlamaktır.Ancak Mi En'ı tanıdıktan sonra amacı o olsada, ona gerçekten aşık olmaya başlar.Ama Mi En'ın bilmediği birşey vardır ki oda Han Xiang'ın, Ai Lin'in yıllardır deli gibi sevdiği senyorudur (üst sınıf).Şimdi burada garip gelebilir insan nasıl en yakın arkadaşının sevdiği kişiyi bilmez.Şöyle ki, Ai Lin, Han Xiang'ı anlatırken hiç gerçek ismiyle anlatmaz hep ona senyor diye hitap eder.Mi En onu tanımadığı hemde ismini hiç duymadığı için  senyorun Han Xiang olduğu hiç aklına gelmez.
Pu Xi Huan ise, hafızasını kaybettiği için adını dahi hatırlamamaktadır.Ona cafede  Han Ji ismini takarlar.Han Ji'nin bir süre sonra hafızası yerine gelsede, numara yapmaya devam eder.Çünkü Mi En'e aşık olmuştur, ayrıca burada yaşadığı hayattan gayet memnundur.Han Xiang'la Mi En birbirini sevdiği için sesini çıkarmaz ve aralarına girmez.Ancak bir süre sonra Mi En'ın Ai Lin olmadığı ortaya çıkınca Han Xiang onu terkedip gerçek Ai Lin ile nişanlanır.Burda bildiğiniz kıza fena kazık atıyorlar yani.Han Xiang neyse ne yeni tanıştığın biri ne kadar güvenebilirsin ki ama Ai Lin en yakın arkadaşı Mi En'dan habersiz Han Xiang'la gizlice nişanlanması fenaydı.Neyse ki kızımız bu zamanları yanından hiç ayrılmayan Han Ji sayesinde atlatır.Hatta Han Xiang'ı unutup ona aşık olur.Olur olmasına da bitmiyor olaylar devam ediyor ama ben devamına girmeyeceğim lakin kore dizilerinden alışık olduğumuz o son dakika gollerinden birini bu dizide de kullanmışlar.Ama izleyin ben sevdim bu diziyi, oyuncuları, şarkılarını..

Gelelim diziden en sevdiğim sahnelere ve kişilere :)
*Birincisi ilk defa bu dizide kızın 2. elemanla olmasını istedim.Park Jung Min her ne kadar acayip şeker olsa da bu dizide, esas kızla 2. elemanın sahnelerini çok sevdim.İkisi çok tatlı duruyorlardı birlikte.
Bu sahne Mi En ve Han Xiang Kore'deyken Mi En'ın yürüyecek hali kalmaz ve Han Xiang onu sırtına almak ister.Mi En bunun utanç verici olduğunu düşündüğü için kabul etmek istemez.Daha sonra Han Xiang atkısını çıkarıp Mi En'in yüzünü kapatır ve kimsenin onu tanıyamayacağını böylece utanacak birşey kalmayacağını söyler.Yolda bu şekilde yürürken insanlar onlara bakınca Han Xiang biraz utanır.Bunun üzerine Mi En atkının diğer yarısıyla onun suratını örter.Öyle haydut gibi gezerler ama çok hoş bir sahneydi :) :)

*Diğer bir sahne ise diziden en sevdiğim sahne diyebilirim.Allahtan gif bulabildim :D
Olay kısaca; Kore'deyken restoranda masa kalmayınca Mi En'ın masasına Han Xiang'ı oturturlar.O sırada Mi En'de Ai Lin ile konuşmaktadır ve ona karşısında çok yakışıklı bir müşteri oturduğunu anlatmaktadır. Mi En onu koreli zannedip yanında rahat rahat konuşur, ancak Han Xiang Tayvanlıdır ve söylediklerinin hepsini anlar.Korece bilen Ai Lin ona telefonda ona bakıp "Oppa saranghae" demesini söyler.Ne demek olduğunu bilmeyen Mi En söyler ve devamını varın siz görün :D :D Çok güzel bir sahneydi yaaaa :D
   

*Bir diğer sahne ise, Xi Huan Tayvan'da kaza geçirince kimliğini, pasaportunu falan kaybeder.Ai Lin, Mi En'i tayvandan uzaklaştırıp Han Xiang'la nişanlanabilmek için Mi En ve cafedekileri Hawai'ye tatile göndermek ister.Herkes giderken Xi Huan pasaportu olmadığı için gidemediğine çok bozulur.Üstüne birde cafedekiler ona ışıkları açık unutmamasını
 klimayı kullanmamasını, tasarruf yapmasını isterler.Zaten gidemediğine bozulan Xi Huan inadına gider cafedeki tüm fanları açar, ışıkları yakar.Sonra üşüyünce de sandalyenin arkasına saklanması çok komikti :D


*Sonraki sahne ise, Han Xiang'ı Mi En'ı terkettikten sonra cafede çalışan arkadaşları onun morelini düzeltmek için bir parti düzenlerler.O gece Mi En fena halde sarhoş olur.Çocuğa etmediğini bırakmaz kıh kıh kıh :D


Dizide Ai Lin'i babasını inanılmaz sevdim! Çok komik bir adamdı :D Adamı ne kadar sevdiysem karısından  kadar nefret ettim ıykk dizi boyunca ağzının üstüne üstüne vurasım geldi :/
Daha sonra Ai Lin'i seven güzelim Tan Rui'yi harcadılar dedim heralde dizinin sonunda mutlu bir şekilde onuda gösterirler.Ama ne nerde?Çocuğu unuttular ama ben unutmadım!
 
Dizinin güzelim şarkılarından bahsetmezsek olmaz.Ben özellikle Kimberley Chen'nin söylediği Ai Ni ve So Good parçalarını çok sevdim.Dizinin açılışık müziği olan Da Mouth'un seslendirdiği Maybe şarkısıda fena değildi.
Kimberley Chen- Ai Ni

Kimberley Chen - So Good!
Bir yazımızın daha sonuna gelmiş bulunmaktayız.Bu vakte kadar 100'ü aşkın yazı yazdım ama bu yazım kadar zorlandığımı hatırlamıyorum.Şuan okumuş olduğunuz yazı kaç defa silinip baştan başlanıldı bilemiyorum.Umarım hoşunuza gitmiştir.Sağlıcakla kalın, adios! :)

Devamını Okumak İçin Tıkla